‘Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz’
  • Rojev
  • Ekonomi
  • ‘Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz’

‘Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz’

Memur ve emekli maaşlarına yapılan yüzde 30 zamma tepki gösteren sendika temsilcileri, “Sadaka değil, emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz” diyerek, "birleşik mücadele" çağrısında bulundu.

ABONE OL
Ocak 15, 2023 06:40
‘Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz’
0

BEĞENDİM

ABONE OL
İSTANBUL – Memur ve emekli maaşlarına yapılan yüzde 30 zamma tepki gösteren sendika temsilcileri, “Sadaka değil, emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz” diyerek, “birleşik mücadele” çağrısında bulundu. 
 
Enflasyon artışından kaynaklı hayat günden güne pahalılaşırken, yurttaşların alım gücü eridi. 2023 yılı için belirlenen asgari ücrete (8 bin 506 TL) yönelik tepkileri duymamazlıktan gelen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 17,5 milyon emekli ve kamu görevlisinin maaş artış oranını yüzde 30 olarak açıkladı. Açıklanan oranlara karşı birçok kentte alanlara çıkan emekçiler, enflasyon oranlarını belirleyen Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) tartışmalı rakamlarını protesto etti. 
 
Sendika temsilcileri, işçi ve emekçileri bir kez daha açlığa mahkum eden oranlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘TÜİK DALGA GEÇİYOR’
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hüseyin Özev, enflasyon oranlarını belirleyen TÜİK’in işçi ve emekçilerin hayatlarıyla oynadığını belirtti. TÜİK’in açıkladığı oranları “gülünç” olarak nitelendiren Özev, “TÜİK nereden bahsediyor? Çünkü görüyoruz ki doğalgazdan benzine, ulaşımdan kiraya gerçek enflasyon bunun çok çok üzerinde. Yüzde 100’ü geçmiş bir oran ortadayken, TÜİK insanlarla dalga geçercesine yüzde 1,18 gibi bir oran açıklıyor. Oysa enflasyonu iliklerimize kadar yaşıyoruz. Dolayısıyla TÜİK rakamları emeklileri, çalışan memurları önemli oranda rahatsız etti” dedi.
 
‘BİRLEŞİK MÜCADELE’ ÇAĞRISI 
 
Var olan tablo karşısında kamu çalışanları, memur emeklileri ve işçilerin taleplerinin ortak olduğunu vurgulayan Özev, “Farklı sendikalara üye olabiliriz, farklı dünya görüşümüz olabilir ama bu yoksulluktan hepimiz ortak etkileniyoruz. Sendikaların ortak hareket ettiği, birleştiği bir mücadele ortaya koyarsak bu gücün karşısında hiçbir iktidar duramaz ve haklarımızı elde ederiz. Bundan kurtulmanın yolu birleşik emek, birleşik demokrasi mücadelesidir” çağrısında bulundu. 
 
‘ŞEYTAN ÜÇGENİ’
 
Sosyal Hizmet Emekçileri (SES) Şişli Şube Eşbaşkanı Abuzer Aslan, emekçilerin “iktidar, TÜİK ve yetkili sendika” olmak üzere “şeytan üçgeni” ile karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Enflasyon Araştırma Grubu’nun açıkladığı enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı veriler arasında uçurum olduğunun altını çizen Aslan, “İkisinden birinin hata yaptığını çok net biliyoruz. Ama şunu da çok net biliyoruz ki; TÜİK bugüne kadar bağımsız ve özerk olmadı. Kendi kararlarını değil, bir başkalarının söylemlerini bize deklare ediyor. Bundan dolayı da ‘TÜİK rakamları gerçek değil, sahte’ diyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘DEVLETİN TARAFI BELLİ’
 
En düşük memur maaşının yoksulluk sınırı üstünde olması gerektiğini belirten Aslan, devletin bu maaşı karşılayabilecek kaynağının savaşa aktarıldığını söyleyerek, ekledi: “Devletin tercihi farklı, devletin tercihi memurlardan emeklilerden yana değil. Ranttan, savaştan, 5’li çeteden yana. AKP iktidarı tarafını belirlemiştir. Tercihin emekçiden yana değil, burjuvadan, 5’li çeteden yana kullanıldığını net olarak görüyoruz.”  
 
‘SADAKA İSTEMİYORUZ’
 
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Tüm Emekliler Sendikası (Tüm Emekli-Sen) Kadıköy Şube Sekreteri Rahim Noz, siyasal iktidarın ülkenin bütçesini oluşturan emeklilere “küfedeki yük” olarak baktığını söyledi. Emeklilik maaşının asgari ücretin üstünde olması gerektiğine dikkat çeken Noz, şunları belirtti: “Yoksulluk sınırı 26 bin bandındayken yüzde 25 gibi bir rakam telaffuz etmesi ve ‘bu da yetmiyor mu’ demesi, biz emeklilerin onuruna dokunuyor. Biz sadaka istemiyoruz. Peşin ödediğimiz emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Geçen bir arkadaşımız, ‘torunumdan kaçıyorum’ dedi. Bundan 20 yıl önce bir emekli bir yere gittiği zaman bütün çocuklara para dağıtırdı. Şimdi çocuklarımızdan utanıyoruz. Kafamız yerde. Kimin sayesinde? 20 yıldan fazladır bizi bu duruma düşüren hükümetin sayesinde.” 
 
 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.