DOLAR 18,5892 -0.26%
EURO 18,4977 0.51%
ALTIN 1.028,230,30
BITCOIN 3773920,57%
Diyarbakır
31°

AÇIK

12:58

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Av. Çakas: CPT, İmralı’daki hukuksuzluğa ‘dur’ demeli
  • Rojev
  • Güncel
  • Av. Çakas: CPT, İmralı’daki hukuksuzluğa ‘dur’ demeli

Av. Çakas: CPT, İmralı’daki hukuksuzluğa ‘dur’ demeli

PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dönük tecrit için yapılan "endişeliyiz" açıklamalarının kendilerini tatmin etmediğini belirten Av. Yusuf Çakas, CPT ve uluslararası kuruluşlara "hukuksuz infaz rejimine dur deyin” çağrısı yaptı.

ABONE OL
Eylül 13, 2022 06:30
Av. Çakas: CPT, İmralı’daki hukuksuzluğa ‘dur’ demeli
0

BEĞENDİM

ABONE OL
DİYARBAKIR – PKK Lideri Abdullah Öcalan’a dönük tecrit için yapılan “endişeliyiz” açıklamalarının kendilerini tatmin etmediğini belirten Av. Yusuf Çakas, CPT ve uluslararası kuruluşlara “hukuksuz infaz rejimine dur deyin” çağrısı yaptı.  
 
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan, 25 Mart 2021 tarihinde yaptığı kesintili telefon görüşmesinden bu yana haber alınamıyor. Asrın Hukuk Bürosu, müvekkilleri Abdullah Öcalan ile aynı cezaevinde tutulan Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş’tan 17 ayı aşkın bir süredir haber alınamamasına karşı Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne (CPT) başvuru yapıldı. Başvuruda, İmralı’nın acil ziyaret edilmesi istendi. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Öcalan’a şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezası verilmesine dair verdiği ihlal kararının yerine getirilmemesine karşı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne 9 Ağustos’ta yapılan başvuruya Türkiye’den yanıt geldi. Türkiye, Öcalan’ı “umut hakkından” muaf tuttuğunu itiraf etti. 
 
Öcalan’a dönük avukat yasağına karşı imza veren 775 hukukçudan biri olan Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) yöneticisi Yusuf Çakas, tecrit ve buna karşı yapılan girişimleri değerlendirdi.  
 
TECRİDİN TOPLUMA YANSIMASI
 
Tecritle topluma ulaşılması gereken mesajların engellenmek istendiğini söyleyen Çakas, geçmişten günümüze kadar egemenlerin bu yola başvurduklarını ifade etti. Çakas, tecridi sadece Öcalan’ın avukatları ve ailesiyle görüştürülmemesi ya da iletişim hakkının kısıtlanması olarak değerlendirmemek gerektiğini, aynı zamanda topluma ulaşamama olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 
 
Tecridin sadece Öcalan’a dönük olmadığını ve toplumun tümüne yansıdığını kaydeden Çakas,”Türkiye’de 2013-2015 yılları arasında Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmeler neticesinde bir sürec vardı. Dolmabahçe’deki görüşmelere kadar süren ve Türkiye’de gerçekten demokratikleşmenin, hukukun, özgürlüklerin esas alındığı bir dönemdi. Bu dönemde hukuk ve demokrasi açısından ciddi ilerlemeler kat edilmişti. İfade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkının kullanılması, barışçıl söylemlerin geliştirilmesi, Türkiye ekonomisinin nefes aldığı bir dönemdi. Bugün ise her alanda doğa tahribatı yaşanıyor. Ağaçlar kesiliyor, kadına dönük saldırılar artıyor. Yani güvenlikçi politikaların esas alınıp özgürlükçü politikaların rafa kaldırılmasıyla birlikte bütün bunların yaşandığını görebiliriz. Tecridi biraz da buradan görmek gerekiyor” diye belirtti. 
 
‘TECRİT TÜM TOPLUMA DÖNÜK’
 
Tecritle sadece Öcalan’ın bireysel haklarının engellenmediğini ve fikirlerinin tartışılmasının engellendiğini ifade eden Çakas, “Böyle görüp, böyle yorumlarsak eğer Türkiye’de yaşanan sorunların merkezini de görmüş oluruz. Tecridin hukuki olmadığı, politik olduğunu siyasetçilerin sık sık bununla ilgili yaptığı açıklamalardan da biliyoruz. Bizler, tecridin hukuki yönünü artık tartışmayacağız. Çünkü bugün hükümlü olan herkesin ailesiyle görüşme, telefon hakkı, mektup, iletişim olmak üzere her türlü hakkı var. Ancak Sayın Abdullah Öcalan’ın bu hakkı kullanmamasını salt Öcalan şahsında gerçekleştirilmediğini ve tüm topluma dönük olduğunu da görmek gerekiyor” ifadelerini kullandı. 
 
‘CPT VE AİHM SAMİMİYETSİZ YAKLAŞIYOR’
 
Öcalan’ın “umut hakkı”ndan muaf tutulmasına dikkati çeken Çakas, “Siz demokrasiden, hukuktan, özgürlükten ve barıştan uzaklaşırsanız bir şekilde her şeyi askıya almanız gerekir. Bunun örneği nedir? İşte umut hakkını ihlal eder, tecridi derinleştirirsiniz ve bunu tüm topluma yansıtırsınız. Burada Avrupa Birliği’nin, Avrupa Konseyi’nin, CPT’nin, AHİM’in yaklaşımı ne olacak? Burada bu kurumların samimiyetsizliğini görmemiz gerekiyor. Samimiyetsiz yaklaşıyorlar” diye kaydetti. 
 
OLMAYAN GÖRÜŞE YASAK
 
Uluslararası kuruluşların “umut hakkı” konusunda herhangi bir girişimlerinin olmadığına dikkati çeken Çakas, “Yakın zamanda bir yaklaşım belirlemelerini bekliyoruz” dedi. Çakas, CPT’ye yapılan son başvuruya işaret ederek, “CPT’nin defacto bir şekilde İmralı Adasını ziyaret etmesi noktasında bir talep var. CPT ve diğer uluslararası kurumların bu haksız hukuksuz infaz rejimine ‘dur’ demesi gerekir. Sürekli avukat görüş yasakları var. Görüşün olmadığı bir yerde avukat görüş yasağı verilmesi de trajikomik bir durum. Hiçbir görüş yapılmıyor ama görüş yasağı veriliyor. Uluslararası denklemlerde farklı yürüdüğü için buna dur denilmiyor” şeklinde konuştu. 
 
‘ENDİŞE’ YETMİYOR!
 
Öcalan’a dönük tecrit konusunda tüm dünyanın sorumlu olduğunu söyleyen Çakas, “Avrupa Konseyi, CPT ve diğer kurumları, isteselerdi eğer Türkiye’ye hukuku uygulaması konusunda çağrıda bulunabilirlerdi. Ancak böyle bir çağrıları yok. En fazla yaptıkları şey, ‘Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklarda endişeliyiz’ açıklamaları. Biz de endişeliyiz. Avrupa Konseyi’nin sadece ‘endişeliyiz’ şeklinde açıklama yapması bizleri tatmin etmiyor. Gerçekten hukuku tesis etmesi gerekiyor” çağrısı yaptı. 
 
‘KARA DELİĞİ KAPATMAYA ÇALIŞIYORUZ’
 
“İmralı hukukun kara deliğidir” diyen Çakas, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen tutukluların haklarına değindi. Çakas, “Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olan müvekkillerimiz iki hafta da bir aileleriyle telefon görüşü yapabiliyorlar. Her ay açık görüş hakları var. Ayda iki defa kapalı görüş hakları var. Bütün bunlar Türkiye’de infaz yasasında yer alıyor. Bütün bunlar tüm cezaevlerinde uygulanıyorsa ve İmralı’da uygulanmıyorsa işte bu kara deliktir. Hukukçular olarak bu deliği kapatmanın yollarını arıyoruz” diye kaydetti. 
 
KÜRTLERİN ÖZGÜRLÜK TALEBİ
 
Tecridin tüm ülkenin sorunu olduğunu kaydeden Çakas, “Bugün Kürt toplumunu geçelim. Batıda bir sokak röportajında ekonomiyle alakalı bir soru sorulduğunda, röportaj verenin yaşadığı o tutuklanma korkusu tecridin ne denli topluma sirayet ettiğini gösteriyor. Şimdi 2013 ve 2014’te de aynı durumlar vardı. Ama insanların bu kadar kaygısı yoktu. Çünkü özgürlüğün olduğu yerde bir şeyler aşılabilir. Yeni muhalefetin iktidar olma iddiası varsa mevcut güvenlikçi ve faşist uygulamalarla olmaz. ‘Şunla masaya oturmayız, Kürdü dışlarız” gibi yaklaşımları varsa, sorunu çözemezler. Muhalefetin Kürtlere dönük görmesi gereken durum şudur; 2013’teki Newroz alanı o dönemki gibi doludur. Kürtler yine 2013’teki barışçıl söylemlerin yerine getirilmesini istiyor. Onurlu bir barış ve özgürlüğün getirilmesini talep ediyor” diye konuştu. 
 
‘TECRİDİ GÜNDEMDE TUTACAĞIZ’
 
Sorunların çözüm bulmamasının nedenlerden birisinin tepkilerin yetersiz olması olduğunu kaydeden Çakas, şöyle devam etti: “Bir yerde bir sorun varsa ve o sorun çözülmüyorsa o zaman gösterilen tüm tepkiler yetersiz. Bu gerek tecrit, gerek hasta tutsakların yaşamını yitirmesi, gerekse cezaevlerindeki hak ihlalleri olsun. Eğer bir sorunu çözemiyorsak demek yasal toplumsal ve barışçıl tepkilerimizi yeterince dile getirememişizdir. ÖHD olarak bu konuların sürekli bir şekilde takipçisi olup, gündemde tutarak kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Bir sivil toplum örgütü olarak yapmamız gereken her şeyi yapmaya devam edeceğiz.”
 
MA / Eylem Akdağ – Mahmut Altıntaş

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.