DOLAR 18,5769 -0.3%
EURO 18,4425 0.33%
ALTIN 1.028,400,32
BITCOIN 3780490,65%
Diyarbakır
26°

AÇIK

12:58

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Karaburun Bilim Kongresi sona erdi: Yeni rejimin inşası konuşuldu
  • Rojev
  • Güncel
  • Karaburun Bilim Kongresi sona erdi: Yeni rejimin inşası konuşuldu

Karaburun Bilim Kongresi sona erdi: Yeni rejimin inşası konuşuldu

Karaburun Bilim Kongresi’nin son oturumunda AKP’nin bir çöküş içinde olduğunu ve yeni rejimin inşa edilmesi için birlik çağrısı yapan siyasi parti temsilcileri, yeni düzenin antiemperyalist, savaş karşıtı ve Kürt sorununda demokrasi vadederek kurulabileceğini vurguladı.

ABONE OL
Eylül 18, 2022 15:30
Karaburun Bilim Kongresi sona erdi: Yeni rejimin inşası konuşuldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İZMİR – Karaburun Bilim Kongresi’nin son oturumunda AKP’nin bir çöküş içinde olduğunu ve yeni rejimin inşa edilmesi için birlik çağrısı yapan siyasi parti temsilcileri, yeni düzenin antiemperyalist, savaş karşıtı ve Kürt sorununda demokrasi vadederek kurulabileceğini vurguladı.

“Yarınların şafağında ezilenlerin seçimi” temasıyla 16’ncısı düzenlenen Karaburun Bilim Kongresi, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda bugün yapılan oturumlarla son buldu. Kongre kapsamında sabah “İşçi sınıfı, örgütlenme ve sendikalar” ve “Sosyalist Sanat Pratikleri” başlıklı iki oturum yapıldı. Öğleden sonra ise kongrenin son oturumu olarak “2023 seçimlerine giderken ezilenlerin seçimi” oturumu yapıldı. Bu oturum yakın zamanda hayatını kaybeden Marksist yazar Metin Çulhaoğlu’na adandı.
 
‘AKP TÜRKİYESİ’ KONUŞULDU 
 
Bu oturumda söz alan Emek Partisi MYK üyesi Arzu Erkan, Türkiye’nin yaşadığı tabloyu özetleyerek, “Tek adam yönetimi hem ülkeyi hem emekçileri yıkıma sürüklüyor. 2002 seçimleri öncesinde yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele edeceklerini iddia ederek gelip 20 yıl sonra bunlara anılan bir iktidar oldular. Yerli ve yabancı tekellerin egemen olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Yoksulluk derinleştikçe bu iktidarın halk desteği azalıyor. Bu azaldıkça baskı ve zoru arttırıp ırkçı ve dinci söyleme sarılıyor. En bariz örneği olarak LGBTİ karşıtı mitingle, emekçi sınıfları karşı karşıya getiriyor. Mevcut iktidarı eleştiren tüm kesimler terörist ilan ediliyor. Şırnak’ta doğanın talanına karşı yapılmak istenen yürüyüşe ağır bir saldırı gerçekleşti. Ondan önce tekstil işçilerinin direnişine polis şiddeti yaşandı. Bunların tamamı işçilerin hak arama ve birleşmesine karşı gözdağı olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
İŞÇİ ÖRGÜTLENMESİ
 
Bu tablo içerisinde emekçi ve ezilenlerin acil ekonomik ve demokratik taleplerinin olduğunu vurgulayan Erkan, sosyalistleri ortaklaştıracak çalışmalarının olduğunu belirtti. Bu mücadelenin seçim ittifaklarıyla sınırlı olmadığını kaydeden Erkan, “Bu mücadele günlük hayatın pratikleriyle ortaya çıkmalı. Bu yoksulluğun derinleşmesi sadece homurdanmaya neden olmuyor. Birçok iş yerinde ve sektörde ek zam talepleri eylemlerine neden oldu. Dolayısıyla yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talebini hedefe koymalıyız. Emekçileri memleketin sorunları karşısında bir özne olarak öne atılmasını sağlayacak bir örgütlenmeye ihtiyacımız var” dedi.
 
Ardından söz alan Sol Parti PM üyesi Barış İnce de Türkiye’nin kuruluşundan bu yana sömürge tipi faşist bir ülke olduğuna dikkati çekti. Ezelden beri isçi sınıfı ve ezilenlerin taleplerinin bastırıldığını dile getiren İnce, şöyle devam etti: “Bugün farklı bir yapıyla karşılaştığımızı ortaya koymalıyız. İslami tonların yüksek kullanıldığı yepyeni bir olguyla karşı karşıyayız. Öncesine göre eğitimden, sağlığa ve toplumsal yaşama kadar yepyeni bir sistem inşa ediliyor. Ancak bu tablo sona geliyor. Ama her sona gelen sistem bitecek diye bir durum yok. Bunun için ayrı bir mücadele şart.”  
 
AKP SONRASI MÜCADELE
 
Bunun karşısında yer alan düzen muhalefetinin de paramparça olduğunu dile getiren İnce, “Radikal bir faşizme geçilirken karşısında ayakları kırık bir muhalefet duruyor. Biz ayrı bir yol izlemeliyiz. Biz saray rejimine dinci saldırıdan dolayı karşıysak bunu ortaya çıkarmak zorundayız. Aksi halde saray rejimi sonuçtur ve bu sonuca yeniden ulaşmak mümkündür. Saray rejimiyle mücadele AKP sonrası bitecek gibi durmuyor. Bu tek adam rejimi yeniden üretilmeye müsait. Cumhurbaşkanı adayları da küçük Tayyip’e dönmeye başladı. Bununla da mücadele etmek gerekiyor” diye belirtti. 
 
KÜRESEL KRİZ
 
Türkiye İşçi Partisi MYK üyesi Doğan Ergün de yaşanan durumun küresel boyutuna da dikkati çekerek, “Tüm dünyada yaşanan yüksek enflasyon, tedarik zinciri kırılması, göçmen sorunu, AB’de yaşanan çatlaklar var. Bütün bunlar bize çatışmacı bir dünya anlatıyor. Bu tabloda kapitalizmin otoriter eğilimlerinin artması da tesadüf değil. Türkiye’de bu tabloda bir kukla devlet değil. Emperyalist bağımlılık ilişkileri içinde olan fakat bölgesinde oyun kurmaya çalışan bir ülke” diye aktardı.
 
YENİ DÖNEMİN İNŞASI
 
Gelinen aşamada 3 önemli sürecin çakıştığını ifade eden Ergün, şöyle devam etti: “Birincisi saray rejiminin nereye gideceği, nasıl çökeceği. İkincisi Türkiye Cumhuriyeti’nin 2 yüzyılının nasıl şekilleneceği. Son olarak da uluslararası ortam içerisinde Türkiye’nin kendisine nasıl bir pozisyon bulacağı. Düzen güçlerinin bu çöküşü gördüğünü ve buna alternatif olarak yeni bir sağ merkez aradıklarını düşünüyorum. Meselemiz 2023 seçimleri ve sonrasında biz Türkiye’de sol, sosyalistler, Kürtler yeni dönemin sağ merkez oluşturmasına izin mi vereceğiz. Yoksa bu yeni sürecin kodları yazılırken buna itiraz eden bir özne haline mi geleceğiz?”
 
3 EŞİK
 
Ardından konuşan Türkiye Komünist Hareketi temsilcisi Behiç Oktay da seçimlere giderken aşılması gereken 3 eşik olduğunu söyledi. İlk eşiğin ekonomik kriz, yoksulluk ve sömürü olduğunun altını çizen Oktay, “İkinci eşik emperyalizm sorunudur. Türkiye’nin batısında Yunanistan’la kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, doğusunda Ermenistan-Azerbaycan, güneyde Suriye, Irak da emperyalist müdahaleler var. AKP buralarda NATO temsilcisi olarak görev üstlenme hevesi içerisinde. Bunun için anti emperyalist mücadelenin yükselmesi gerekiyor. Üçüncü eşik ise gericilik sorunu. Son dönemde dozu artan bir tarikatların korunması ve devlet içinde yapılaşması durumu var. Sürekli olarak tarikatların talepleriyle iptal edilen konserler, festivaller bulunuyor. Bu sorunu aşmak için laikliğin öne çıkarılması gerekiyor” ifadelerinde bulundu. 
 
IRKÇI VE MİLİTARİST REJİM
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) PM üyesi Emir Ali Türkmen de, 20 yıllık AKP iktidarının emekçi düşmanı, neoliberalizmin temsilcisi, ırkçı ve militarist bir iktidar olduğunu aktardı. İktidarın sermayenin ayağına taş değmemesi için krizin bütün bedelini yoksullara yüklediğini kaydeden Türkmen, “Bu rejim ret ve inkarcıdır, Kürt düşmanıdır. Kürt meselesi Türkiye’nin içerisinde olduğu çoklu krizin temel ayaklarından birisidir. Bunu iktisadi olarak düşündüğümüz bile Türk ordusunun askeri sanayiye ayırdığı bütçeye bakın. İktidar ‘Güvenliğinizi sağlayacağız diyerek’ Güney Kürdistan’ı ve Rojava’yı bombalayan bir rejimdir. Kendi şiddetleri ile bile toplum da rıza yaratamayacak bir rejimidir” şeklinde konuştu. 
 
‘AKP REJİMİNİ YIKACAĞIZ’
 
Böyle bir Türkiye’de saray rejimini yıkmak ve yeni rejimi inşa etmek görevleri olduğunu vurgulayan Tükmen, “2019 seçimlerinde ‘Batıda Cumhur İttifakını kaybettireceğiz, Kürk illerinde kazanacağız” demiştik. Bunu da yaptık. AKP rejimine bir çizik atıp AKP’yi yenmenin mümkün olduğunu gösterdik. Şimdi genel seçimlere giderken AKP rejimini yıkmaktan söz ediyoruz. Bunu yaparken de Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yan yana geldik. Ama bu yetmez Kürdistani partilerle, Alevilerle, kadınlarla, işçilerle de bu ittifakı yapacağız. Sadece seçimle de yetinmeyeceğiz. Yeni bir hayatı kurmak için mücadele hattı kurmak istiyoruz ve bunun için yola çıkıyoruz. Halkların ve inançların kimlikleriyle yaşayabildikleri, ırkçılık ve militarizme son verdiğimiz bir cumhuriyet istiyoruz. Savaşa sömürüye ve tekçiliğe karşı birlik, Kürt sorunun demokratik yollarla çözümü en geniş toplumsal direniş ve mücadele birliğini kurmak, emek sömürüsüne son verecek, doğa talanını durdurmak istiyoruz ve yapacağız” diye konuştu. 
 
DEVRİMCİ SÜREÇ
 
Son olarak konuşan Toplumsal Özgürlük Partisi Dönem Sözcüsü Juliana Gözen ise, tüm karanlığa karşı devrimci bir sürecin geliştiğini söyledi. “Emek sermaye çelişkisinin bu kadar açığa çıktığı bir süreç yaşanmamıştı” diyen Gözen, “Bu da başka bir sistem ihtiyacını açığa çıkarmış oldu. Bunun için dünya isyanlara gebe bir halde. Bu isyanları bastırmak için faşizan otoriter sistemlere ihtiyaç var. Türkiye’nin içinde olduğu durumu buradan ele almak gerekiyor. Son dönemde hızla yaşanan gelişmelerin güç sarhoşluğuyla açıklanamayacağı gösteriyor. Erdoğan öncülüğünde olan ekip bütün bu hamleleri yapmak zorunda. Bunu küresel kapitalist sistemle uyumlu bir şekilde yapıyor. Kitleler AKP’den desteğini çekmiş durumda. Bütün bu çelişkileri gören kitleler 6’lı masayı adres görmüş değil. Bu da bizim müdahale edebileceğimiz devrimci bir olasılık olarak ortaya çıkıyor” dedi.
 
‘MÜCADELE SOKAKTAN GEÇER’
 
“Yeni bir düzen sokaktan geçer” diyen Gözen, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Seçimler bunu için bir araçtır. Seçim sürecini sınıf çatışmasının ve yeni mücadele araçlarını kurabilmenin fırsatı olarak görmek gerekiyor. Toplumsal mücadele dinamikleri bu kadar baskıya rağmen ayakta. Ocak 2022’de yüz fabrikanın önünde işçilerin direnişleri başladı. Her gün devlet aygıtıyla karşı karşıya geleceğini bile bile kadın hareketi sokağa çıkıyor. Dolayısıyla bakacağımız yer buralar olmalı ve buralardan güç almalıyız. Dolayısıyla da krizin sorumlusunun kapitalizm olduğunu belirleyen, halkın ihtiyaçlarını merkeze alan bir mücadele programı gerekiyor. Emek ve özgürlük ittifakı bu anlamıyla tarihsel bir yerde duruyor” diye konuştu.
 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.