DOLAR 17,9609 0.15%
EURO 18,3952 -0.07%
ALTIN 1.032,25-0,67
BITCOIN 431920-3,35%
Diyarbakır
32°

AÇIK

13:14

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Aydeniz’in dokunulmazlığı görüşülüyor: 12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz
  • Rojev
  • Güncel
  • Aydeniz’in dokunulmazlığı görüşülüyor: 12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz

Aydeniz’in dokunulmazlığı görüşülüyor: 12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz

DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması için bir araya gelen Karma Komisyonda konuşan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz” dedi.

ABONE OL
Haziran 23, 2022 12:30
Aydeniz’in dokunulmazlığı görüşülüyor: 12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ANKARA – DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması için bir araya gelen Karma Komisyonda konuşan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz” dedi. Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’da Demokratik Bölgeler Parti (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in dokunulmazlığının kaldırılması için görüşmeler devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Karma Komisyon’da söz aldı. Oluç, dokunulmazlıkların kaldırılmasına dair komisyonun daha öncede bir araya geldiğini belirtti. Milletvekillerinin dokunulmazlığının Anayasa’ya aykırı bir şekilde daha öncede toptan kaldırıldığını hatırlatan Oluç, şunları söyledi: “Anayasa aykırı olduğu uluslararası kurumlar ve son olarak AİHM tarafından da belirlenmiş oldu. Anayasa’ya aykırı olarak, kaldırılan dokunulmazlık nedeniyle vekillerimiz ağır bir bedel ödedi ve ödemeye devam ediyorlar. Şu anda cezaevlerinde rehin tutulan vekillerimiz var. MİLLETVEKİLLERİNİN İTİBARI KORUNMUYOR Türkiye’de ciddi bir sorun yaşıyoruz. Milletvekillerinin itibarının korunması ve parlamentonun itibarının korunması meselesi… Bir düşünelim gerçekten bu parlamentonun, milletvekillerinin itibarının korunması konusunda Meclis Başkanı dahil olmak üzere Meclis’in, gereken özeni gösterdiğine inanıyor musunuz? Vekillerin itibarını korumamız gerektiği konusunda bir farkındalık ve bilince göre hep birlikte davranıyor muyuz? Bu bunu böyle olduğunu her halde hiçbiriniz iddia etmiyorsunuz? Vekilin itibarı korunmadığı için parlamentonun da itibarı korunmuyor. Bu konuda bir araştırma yapılsa milletvekilleri ve parlamento itibarının ne kadar düşük olduğunu görürüz. Kamuoyu araştırmalarında parlamentoya güven yok. Meclis’in kendisi milletvekillerinin itibarını korumuyor, savunmuyor. Meclis Başkanı da en başta bunu yapmıyor. Defalarca bu konuda talepte bulunduk. Kendisiyle yüz yüze telefonla görüşerek, milletvekillerinin itibarının korunması, saldırıların önlenmesi, önlemler alınması için taleplerimiz oldu. Sonuç alıcı adım atılmadı. Milletvekillerinin itibarını korumak başlıklı başkanın ifadelerine riayet etmiyor. Gerekenini yapmıyoruz. İÇİŞLERİ BAKANI HUKUKLA MÜCADELE EDİYOR İkincisi ‘Güvenlik güçlerine görevi yaptırmamak’ fezlekelerde de geçiyor. Güvenlik güçlerinin görevi nedir? Anayasa ve yasalara uygun olarak olağan hayatın yaşanmasını sağlamak, hukuksuzluklar olmaması için orada bulunmak, hakkın, hukukun korunmasını sağlamak, görevi birinci dereceden budur. Baktığımızda gerçekten güvenlik güçlerinin eylem etkinliklerde, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde böyle mi görev yapıyor? Bu görev tanımına uygun mu davranıyor? Sadece HDP’liler için söylemiyorum. Bu Meclis’te bulunan partilerin hepsi için söylüyorum. Her biri çeşitli dönemlerde çeşitli coğrafyalarda kolluğun hukuksuz davranışıyla karşı karşıya kalmıştır. Kolluk görevini yapmıyor. Kolluğun görevi hakların kullanılmasını engellemek değildir. Hukukun işlemesini, yurttaşın Anayasal hakkını kullanmasını engellemek değildir. Kolluk yapmaması gereken her şeyi yapıyor. Bu beklenmeyen bir durum mu? Ben kendi adıma da partim adıma da söyleyeyim. Yapmıyor. Kolluğun en tepesinde bulunan, emirleri veren kişi ve kurum demokrasi ve hukukla mücadele ediyor. Demokrasinin, hukukun, anayasanın işlememesi için bu odak bir faaliyet sürdürüyor.  Adı belli İçişleri Bakanlığı. Çeşitli tanımlar kullanıyor. Suç İşleri Bakanlığından başlamak üzere tüm tanımlar uyuyor. Böyle bir bakan hukukun, hakkın, yasanın, anayasanın işlemesi için çalışan değil de tam tersi için çalışan, çabalayan olunca, kollukta böyle yapıyor yani görevini değil, görevi olmayanı yapıyor. Mesele temel bir meseledir. VALİLER YÜRÜTME MEMURU GİBİ ÇALIŞIYOR Demokratik, evrensel hak ve özgürlüklerin kullanılması meselesini tartışıyoruz. Anayasa’nın 34’üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını düzenler. Bir tane Van örneği vereceğim. Van’da 2016’dan bugüne kadar kesintisiz bir biçimde eylem, etkinlik yasağı var. 15 günde bir Valilik uzatıyor. 6 yıldır ya bu nasıl bir şey. Sıkıyönetim, Olağanüstü Hal deseniz, değil. Darbe rejimi deseniz? Öyle mi? Darbe rejimi o zaman? Bu bizim yaşadığımız ülkede oluyor. Buna karşı herhangi birinizin bizim dışında söz kurduğunu görmedik. Ağrı, Bitlis, Hakkari, Kars, Şırnak, Dersim, Urfa say say bitmez. Eylem etkinlik yasağının kullandığı batı illeri de var. İstanbul’da, İzmir’de, Bursa’da oluyor. Valiler kendin de böyle yetkiyi görüyor. Kimden alıyorlar bu kadar rahatlığı biraz evvel sözünü ettim ya İçişleri Bakanı’ndan. İçişleri Bakanı ‘Önce yık, sonra hukuk’ diyor. Ben hukuk, Anayasa tanımıyorum, diyor. Valilik kararıyla Anayasal haklar engellenebilir mi? Van en tipik örneğidir. Valiler zırt pırt karar alıyorlar. Bunu tartışamıyor, değiştirecek adımlar atılamıyor? Eğer vali bir kentte güvenliği yasak yoluyla sağlıyorsa o zaman istifa etsin. Vali zabıta memuru mu? Valiler yürütmenin memuru gibi çalışıyor. Yasaklar iktidar partisi için geçerli değil. HDP, toplumsal ve siyasal muhalefet için geçerlidir. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. KOLLUĞUN MİLLETVEKİLİNE SALDIRMA GÖREVİ Mİ VAR? Anayasa’nın 34’üncü maddesi sürekli çiğneniyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin maddeleri çiğneniyor. AİHM’in, Avrupa Konseyi’nin bir parçasıdır. Çıkın Avrupa Konseyi’nden de herkes rahatlasın. Hem içinde hem de dışında olacağız. Milletvekillerinin itibarını korumuyoruz. Kolluğun görevi olmayan işleri yapıyor.  Kolluk, anayasal hakkım olan basın açıklamasını rahatça yapmamı sağlıyor. Kolluk zaman zaman ‘Ben devletim’ diyor. Sizlerde görmüşsünüzdür. Sen devletin bir memurusun, devletin kendisi değil. Devletten bahsedeceksek oradaki halk ve halkın temsilcisidir. Yasama da devletin bir temsilcisidir. Milletvekillerimize ağır tehditlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bir tanesi fiziki yere düşürme, kol kırma, darp etme fiziki saldırı. Kolluğun böyle bir hakkı var mı? Yok. Dokunulmazlığı var. Sözlü saldırı var. Ağzıma alamayacağım cinsiyetçi küfürlerle saldırıyorlar. Söyleyemem, yapamam ben. Erkeklere de saldırıyorlar. Kolluğun böyle görevi hakkı mı var? Bu kayda alınmasın diye kolluk basını uzaklaştırıyor. Basın kayda almasın diye gazetecileri, danışmanları uzaklaştırıyor. Çünkü hukuku çiğnediğini biliyor.” HDP’Lİ VEKİLLERE SALDIRI FOTOĞRAFLARINI GÖSTERDİ Tek HDP’li vekillerine eylemlerde yapılan müdahalelere dair fotoğrafları gösteren Oluç, şöyle devam etti: “Musa Piroğlu’na kolluk müdahale ediyor. Engelli vekilimiz yere atılıyor. Böyle bir şey olur mu? Bir engelli vekilin bu şekilde yere atılması kabul edilebilir mi? Hepsi kolluğun vekillerimizi nasıl sıkıştırdığına dair fotoğraflar. Çok temel haklar kullandırılmıyor diye anlattım ya bunu göstermek için bu fotoğrafları gösteriyorum. Sonuç olarak hepimiz insanız. Kolluk vekillerimize kalkanlar altından tekme atıyor. Vekillerimizin hepsi eylem sonrasında bacakları morarmış şekilde önümüze geliyor. Her seferinde ‘karşılık vermeyin’, diyoruz. Kameralar görmediği için kolluk tekme atıyor. İnsanlar provoke ediliyor. Kolluğun arasına özel provokatörler giriyor. Her türlü hakareti yapıyor. Biz bunları biliyoruz. Bizim vekillerimiz inanılmaz, sabırlı davranıyor. Zaman zaman insanın sabrı da aşılıyor. AKP ÇOKTAN KARARINI VERMİŞ Müdahaleler sadece HDP’ye mi? HDP başta, toplumsal muhalefete de yapılıyor. Elimizde birçok rapor var. Saliha Aydeniz’in de raporları var. Yaptıkları suç duyuruları var. Mahkemelerin hukuku uygulamadan suç duyurularını reddettikleri kararlar var. Polis bize küfür etti bunun hesabını soralım diye uğraşmıyoruz. Hukuk yoluna gidiyoruz. Fezlekeler okundu. 5 fezlekenin dördünde esas itibariyle etkinlikte engelleme karşısında sıkıntılar yer alıyor. Polisin kolluğun söylediklerini yazmıyorlar. Ettikleri küfürleri, hakaretleri yazmıyor. Vekilimizin ‘sus’ demesini yazıyorlar. Bu fezlekeleri getirmişsiniz. Dokunulmazlığı kaldıracaksınız. AKP kararını vermiş. Komisyonlarda eller kalkıp, inecek vekilin dokunulmazlığı kaldırılacak. Biraz vicdan muhasebesi yapın. HDP dışındaki hangi vekillerin kolluk ve emniyet güçleriyle karşı karşıya geldiğini, kimi zaman şiddet uygulandığı, hakaretleri anlattık. Her partiden var. Ne polis ne de vekil polise şiddet kullanmalı. GÖRÜŞLERİMİZE FEZLEKE HAZIRLANIYOR Bu fezlekelerin yüzde 95’i yapılmış olan basın toplantılarındaki açıklamalardan kaynaklıdır. Düşünce ifade özgürlüğünü kullanıyor ‘örgüt propagandası’ deniliyor. Benim başıma geldiği için söylüyorum. Bir gün Diyarbakır’da konuşma yapıyorum. Elinde megafon var. Benim söylediğim bir cümleyi beğenmedi, megafonla engellemeye çalıştı. Ben de ‘milletvekiliyim konuşurum, varsa içerisinde suç fezleke gönderirsiniz’ dedim. Geldi, fezlekesi. Peki ne demişim; ‘barış olmalı memlekette’ diye konuşma yapmışım. Ben ne konuşacağımı bilen insanım. ‘Terör propagandası’ diye basın burada iken okuttuğunuz fezlekeler, bundan ibarettir. Görüşlerimizi beğenmeyebilirsiniz. Birbirimizi konuşarak, anlamaya çalışırız. Milletvekili görüşünü açıkladı, diye ‘terör propagandası’ fezlekesi gönderiyorsunuz. Sizin savcılarınız ne kadar çok HDP’lilere fezleke gönderirsek, ‘terfi ederiz’ diye düşünüyor. Bu gerçekten de yaşanıyor. Ahmet Altun’un terfisidir. Kobanê Kumpas davasını büyük bir kumpas olarak açtı. Sonra terfi aldı. Yereldeki savcılar da böyledir. Ben tarihe not düşmek için söylüyorum. Yoksa aldığınız kararı değiştirme imkanımız olmadığını biliyoruz. HEP İKTİDAR DA OLMAYACAKSINIZ AKP Genel Başkanı kürsüden bunu söyledi. Siz nasıl vicdanınızla karar vereceksiniz. Bunlar tarihe not düşsün. Belki bir gün baktığınız da bunlar söylenmişti, dersiniz. Mustafa Yeneroğlu, Ankara’da kötü bir olay yaşadı. İsterdik ki Yeneroğlu, AKP içerisindeyken bunlara itiraz etseydi. Sonra muhalefete geçtiğinde bu hakareti yaşadı, üzüldük. Yarın öbür gün iktidar da olmadığınız zaman kim iktidar da ise dileriz ki; iktidarda olmayanların da hakkını ve hukukunu korusun. Siz bugün iktidardasınız, hukuka uygun davranmıyor musunuz? Ama hep iktidar da olmayacaksınız. Şimdi çıkarılmaya çalışılan basın yasası da böyle o yasalar size karşı kullanılmaya çalışıldığında kim çıkardı bu yasaları diyeceksiniz. Bu fezleke ve dokunulmazlık meselesi de böyledir. 12 EYLÜL ANAYASASI DAHİ UYGULANMAZ HALE GELDİ Demokratik hak ve özgürlüklere, evrensel hak ve ilkelere sahip çıkmak demokratik siyasette olan herkesin görevidir. Bizi bir arada tutan şey 12 Eylül’de yapılan Anayasa ise ona uygun davranmak hepimizin görevidir. 12 Eylül Anayasa’sının değişmesi için yıllardır mücadele eden ben, bugün maalesef 12 Eylül Anayasa’sına uyun demek zorunda hissediyorum. Ama şu despotik dönemde yapılmış olan 12 Eylül Anayasası’nı bile uygulamaz hale geldiniz. HUKUK, YARGI BIRAKMADINIZ Hukuk ve yargı bırakmadınız. Tuz koktu yargıda… DGM’de yargılanmış biriyim. Genel Kurmay Askeri Mahkemesi’nde yargılandım. Bunu söylerken de çok sıkılıyorum. Hakim ve savcı üniformalı ve üstlerinde cübbe vardı. Savunmama müdahale etmeden dinlediler, şaşırmıştım. Bir süre askeri savcı ve yargıçlar oluyordu. DGM’leri hep eleştirdik. Bugünkü mahkemelerle karşılaştırırsanız, hiç olmazsa hukukun çerçevesine uyan heyetler vardı. Maalesef böyle bir durumu söylemek zorunda bıraktınız. Ağır Ceza Mahkemeleri var içler açısıdır. Utanırsınız. Nasıl Ağır Ceza hakimi olmuş, şaşırırsınız. Siz dokunulmazlıkları kaldırıp, böyle mahkemelere gönderiyorsunuz.” ‘ANAYASA İHLAL EDİLİYOR’ Ardından söz alan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu, AYM kararlarını ve Anayasa’nın ilgili maddelerini hatırlattı. Kaboğlu, kolluk güçlerinin uygulamalarının anayasal suç olduğunu ve sistemli bir şekilde bunun uygulandığını söyledi. Anayasanın ilgili maddelerine örnek veren Kaboğlu, “Yurttaşlar anayasal hakkını koruduğunda kolluk müdahale ediyor. Bu Anayasal suç oluşturuyor. Anayasa sistemli bir şekilde ihlal ediliyor ve bu konu hükümet açısından düşünülmelidir. Anayasa’nın, hukuk devleti maddesi de böylece ihlal ediliyor. Herkes için bağlayıcı özellikle İçişleri Bakanı açısından da bu durum bağlayıcı” diye konuştu. MHP’Lİ YILDIZ HDP’LİLERİ HEDEF ALDI Komisyonda söz alan MHP’li Feti Yıldız ise, HDP’li vekilleri hedef aldı. HDP’li Fatma Kurtulan tepki gösterdi. MHP’li Yıldız, dokunulmazlığın kaldırılmasına dair getirilen bütün fezlekelerin görüşülmesi gerektiğini savundu. Komisyonda söz alan HDP’li Mehmet Rüştü Tiryaki ve Abdullah Koç da, polisin uyguladığı orantısız güce dikkati çekti. Komisyon görüşmeleri devam ediyor.

En az 10 karakter gerekli