DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 314695-1,11%
Diyarbakır
13°

PARÇALI AZ BULUTLU

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Av. Beştaş: Abdullah Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar
  • Rojev
  • Güncel
  • Av. Beştaş: Abdullah Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar

Av. Beştaş: Abdullah Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın toplumdan soyutlanmasının amaçlandığını belirten avukat Mesut Beştaş, “Toplumsal olan bu meselenin toplumsal olarak çözüleceğine inanıyorum” dedi.

ABONE OL
Kasım 13, 2022 06:30
Av. Beştaş: Abdullah Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar
0

BEĞENDİM

ABONE OL
AMED – PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın toplumdan soyutlanmasının amaçlandığını belirten avukat Mesut Beştaş, “Toplumsal olan bu meselenin toplumsal olarak çözüleceğine inanıyorum” dedi. 
 
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 23 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan 19 aydır haber alınamıyor. Asrın Hukuk Bürosu, Abdullah Öcalan ile en son 7 Ağustos 2019 tarihinde, ailesi ise 25 Mart 2021’de kesintili bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Abdullah Öcalan ile görüşmek isteyen avukatları 203, aile ve vasisi ise 72 bir başvuru yaptı ancak başvurular yanıtsız bırakıldı. Daha önce “koster bozuk” veya “hava muhalefeti” gibi gerekçelerle engellenen görüşler, Olağanüstü Hal’in (OHAL) ilan edildiği 20 Temmuz 2016’den sonra Bursa 1’inci İnfaz Hakimliği’nin kararıyla 6 aylık süreyle alınan yasak kararlarıyla devam etti. Son olarak Abdullah Öcalan’a 21 Ekim’de kesinleşen yeni bir 6 aylık “avukat görüş yasağı” cezası verildi. Avukat Mesut Beştaş, ağırlaştırılan tecride dair konuştu.  
 
‘İŞKENCE HALİNE DÖNÜYOR’
 
Tecrit sisteminin, geçmişten günümüze siyasi tutukluların toplumla bağını koparmaya dönük kullanıldığına dikkat çeken Beştaş, “Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye’deki birçok sorunu çözebilecek Öcalan, aynı zamanda güncel siyaseti etkileyecek boyuta ulaşmasından kaynaklı tecrit daha çok yayılıyor. Bundan dolayı da Öcalan’dan ve İmralı’da bulunan diğer tutuklulardan giderek haber almama noktasına getirildi. Tecridin hem siyaseten hem de hukuken yanlış olduğu tartışılmaz. Aradan geçen uzun bir süreye rağmen haber alınamaması sadece ilgili şahıslarla sınırlı kalmıyor, toplumun da önemli bir kısmı için işkence haline dönüyor” diye belirtti.
 
 
 ‘AMAÇ ÖCALAN’I TOPLUMDAN SOYUTLAMAK’
 
Abdullah Öcalan’a art arda verilen “disiplin cezalarını” değerlendiren Beştaş, şunları söyledi: “Bir şahsın, tek başına olması durumunda nasıl bir disiplin cezası gerektiren tutumu veya hareketi olabilir ki? Bu kararın keyfiliği tartışılmazdır. Bu disiplin cezalarının hukukiliğine bakacak olursak, İmralı rejiminin kendi kurallarını kendi belirlemesiyle ilgilidir. Kuralları kendileri koyduğu için hiçbir hukuk kuralı bağlamaz oluyor. Şu anda kendisini bağlayan bir kural olmadığına inanan bir rejim var. Tek başına tutulan bir insanın kesintisiz bir şekilde 3’er aylık ya da 6’şar aylık disiplin cezaları gerekçe gösterilerek, hem avukatlar hem aileleriyle görüşmeleri engellenmesi hukuki nedene dayanmıyor. Tamamen Öcalan’ı toplumdan soyutlamak istiyorlar.” 
 
Bu konuda iktidar tarafından büyük yalanların tekrarlanıp gerçekmiş gibi topluma benimsetilmeye çalıştığına dikkat çeken Beştaş, Nazi Almanyası’nın propaganda bakanı olan Joseph Goebbels’in ruhuna rahmet okunulacak yaklaşımların olduğunu söyledi.
 
‘ULUSLARARASI ÇIKARLAR GÖZETİLİYOR’
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukukunda ve uluslararası hukukta tecridin yeri olmadığını ifade eden Beştaş, tecridin hukukta yeri olmadığı gibi insanlıkta da yeri olmadığına vurgu yaptı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarının uygulanmaması noktasında icracı ülkelerin sessiz kaldığına işaret eden Beştaş, “Uluslararası hukukun yaşama geçirilmesini sağlayan güçler devletlerdir. Bu çerçevede baktığımızda Türkiye Cumhuriyeti, üyesi olduğu veya imzacısı olduğu AİHM’in yaptığı yargılamaların dayanağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir (AİHS). Bu kararların icracısı Avrupa Konseyi’dir. Yani bu konseye bağlı ülkeler icracıdır. Sonuç olarak bu ülkelerin birbiriyle olan ilişkisi her zaman insandan ve insan haklarından yana olmuyor ne yazık ki. Birbiriyle olan ilişkileri daha çok devlet çıkarları üzerine kurulmuş ilişkilerdir. Bu yönüyle baktığımızda İmralı’daki tecrit, Avrupa Konseyi ülkelerin veya Bakanlar Komitesi’nin gündemine çok girmiyor. Eğer tecridi gündemlerine alıp sıcak takipçiliği yapar iseler, Türkiye ile olan ilişkileri aleyhlerine olabilir. Bunun için birçok kararın uygulanmasında ve icrasında Bakanlar Komitesi daha çekingen olabiliyor ve uluslararası çıkarlar gözetiliyor” dedi. 
 
‘MESELE TOPLUMSAL’
 
Tecridin bir dram olduğunu belirten Beştaş, bu durumun önüne geçilmenin imkansız olmadığını söyledi. Tecrit sisteminin sürekli gündemde tutulması gerektiğinin altını çizen Beştaş, “Hem hukuk alanında hem de siyaset alanında gündemleşmesi ve en önemlisi çözümleyici olacağına inandığım toplumun gündeminde tutulması gerekiyor. Tecridin kaldırılmasıyla Türkiye’de demokrasinin tartışılabileceğini görmemiz gerekiyor. Bu durumu geçmişte gördük yine görebilir. Toplumsal olan bu meselenin toplumsal olarak çözüleceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.