DOLAR 17,9635 0.16%
EURO 18,4047 -0.01%
ALTIN 1.032,99-0,60
BITCOIN 433060-3,32%
Diyarbakır
32°

AÇIK

13:14

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Tunç: 14 Temmuz ruhu günümüzün paradigmasıdır
  • Rojev
  • Güncel
  • Tunç: 14 Temmuz ruhu günümüzün paradigmasıdır

Tunç: 14 Temmuz ruhu günümüzün paradigmasıdır

DBP MYK üyesi Mehmet Şirin Tunç, 14 Temmuz’un Kürdün, insanlığın ve halkların kardeşliğinin dirilişi olduğunu belirterek, “Bu ruh günümüzün paradigmasıdır” dedi.

ABONE OL
Temmuz 14, 2022 12:30
Tunç: 14 Temmuz ruhu günümüzün paradigmasıdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL
İZMİR – DBP MYK üyesi Mehmet Şirin Tunç, 14 Temmuz’un Kürdün, insanlığın ve halkların kardeşliğinin dirilişi olduğunu belirterek, “Bu ruh günümüzün paradigmasıdır” dedi. 
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Ege Bölge Temsilciliği, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (EGE-TUHAYDER), Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) ve Özgür Kadın Hareketi (TJA), “14 Temmuz direnmek yaşamaktır” şiarıyla HDP İzmir il binasında panel düzenledi. Moderatörlüğü Hayri Dikilitaş’ın yaptığı panele, DBP MYK üyesi Mehmet Şirin Tunç, tutuklu yakını Medine Kaymaz, 78’liler Derneği Yöneticisi Timur Taşdemir ve uzun yıllar cezaevinde tutuklu kalan Sabahattin Yılmaz konuşmacı olarak katıldı. Çok sayıda kişinin dinleyici olarak katıldığı panelde, Kürtçe Türkçe yazılı “Yaşamak direnmektir” pankartı asıldı. 
 
Panel, 14 Temmuz direnişinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Daha sonra 14 Temmuz dönemini anlatan sinevizyon gösteriyle devam etti. Panelde ilk olarak konuşan tutuklu yakını Medine Kaymaz, cezaevlerinde zulme karşı direnen çocuklarını selamladı. Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine dikkati çeken Kaymaz, “Çocuklarımızla artık telefonda bile konuşamıyoruz. Bu zulme kabul etmeyenlere işkence yapılarak, intihar süsü veriliyor. 14 Temmuz cezaevlerinde yaşanan zulüm günümüzde sürüyor. Devlettin vicdanı adaleti yoktur. 80 yaşındayım, yıllardır bu zulme tanık oluyorum. Onurlu Kürt halkı bu zulme artık dur demeli.  Berxwedan jiyane” diyerek sözlerini tamamladı. 
 
GERÇEKLE YÜZLEŞİLECEK
 
“Diyarbakır cezaevi anlatılmaz yaşanır” diyen 78’ler Derneği yöneticisi Temur Taşdemir ise, 14 Temmuz döneminde Türkiye sol hareketinin rolü ve düştüğü eksiklikleri anlattı. 78’ler olarak Türkiye’nin karanlık sayfalarına dair çok sayıda dosya açtıklarını söyleyen Taşdemir, dernek bünyesinde 2007 yılında 57 kişilik araştırma komisyonun kurduklarını söyledi. Taşdemir, bu komisyonun Diyarbakır Cezaevi çıkışlı olan yaklaşık 5 bin kişi ile görüştüğünü söyleyerek, “Görüştüğümüz kişilerle Diyarbakır’ın bir kamp ve bir halkın yok oluşunu görüyorduk. Aradan 20 yıl geçmesine rağmen insanlar anlatınca kötü oluyordu. Bu çalışmanın sonucunu bakanlık ve yurt dışına göndererek, Türkiye ve dünya kamuoyuna yansıttık. Bine yakın dönemin tutukluları, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Bu çalışma çözüm sürecinde yapıldı. Süreç bitirildiği için dosyalar da kapatıldı. Diyarbakır ve Türkiye halkı mutlaka gerçekle yüzleşecektir” dedi.
 
İMHA HEDEFLENDİ
 
Uzun yıllar cezaevinde tutuklu bulunan Sabahattin Yılmaz da, Türkiye’de tarihten günümüze Kürtlere yönelik inkar, imha ve asimilasyon politikasının olduğunu söyleyerek, “14 Temmuz’da devlet denetimine alamayan öncüleri yok eden bir politikayı devreye soktu” dedi. 14 Temmuz direnişini yaratan dönemin koşullarını anlatan Yılmaz, “Esat Oktay Yıldıran Türk İslam sentesiz ile yetişmiş, İngiliz ajanların kamplarında eğitim almış biri. Diyarbakır cezaevine bilinçli olarak getirildi. MHP’li bir tim grubu oluşturarak, direnenleri yok etmek istedi. Ancak bu politika tutmadı” diye belirtti. 
 
21’NCİ YÜZYILIN RUHU
 
14 Temmuz’da yaşamını yitirenleri anan DBP MYK üyesi aynı zamanda Diyarbakır Cezaevi tanığı Mehmet Şirin Tunç da, “14 Temmuz şehitleri direnişin kendisidir, bir ruhtur. Kürdün, insanlığın ve halkların kardeşliğinin dirilişidir. Ruhunu ateşle birleştiren bir ideolojisidir. Günümüzün paradigmasıdır. Onları anlamak ve anmak görevimizdir. Bu arkadaşlarımız 21’ncü yüzyılın ruhudur. Diyarbakır Kürdistan’ın kalbiydi. Bu kalbin durulması gerekiyordu. Bu kalpte Diyarbakır 5 Nolu’da atıyordu. Kuzey Kürdistan cezaevine hapsedilmişti. Ama Diyarbakır zindanında önderler bedenini ortaya koydular. ‘Direnmek yaşamaktır’ sözü burada söylendi. Diyarbakır cezaevini anlatmak kolay değil, keşke duvarların dili olsaydı da anlatsaydı” diye konuştu. 
 
Panel soru-cevap şeklinde son buldu. 
 
 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.