DOLAR 17,9635 0.16%
EURO 18,4047 -0.01%
ALTIN 1.032,99-0,60
BITCOIN 433060-3,32%
Diyarbakır
32°

AÇIK

13:14

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Mültecilerin statü başvuruları alınmıyor
  • Rojev
  • Güncel
  • Mültecilerin statü başvuruları alınmıyor

Mültecilerin statü başvuruları alınmıyor

Mültecilere yönelik politikaların bilinçli bir tercih olarak yürütüldüğünü söyleyen İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu üyesi Duygu İnegöllü, mültecilerin statü başvurularının alınmadığını söyledi.

ABONE OL
Temmuz 7, 2022 06:00
Mültecilerin statü başvuruları alınmıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İZMİR – Mültecilere yönelik politikaların bilinçli bir tercih olarak yürütüldüğünü söyleyen İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu üyesi Duygu İnegöllü, mültecilerin statü başvurularının alınmadığını söyledi.  Mültecilere karşı artan nefret söylemleri ve propaganda, son dönemlerde fiziki saldırıları tetikledi. Daha önce Ankara, İzmir ve İstanbul gibi kentlerde başını bazı grupların çektiği bir çok linç girişimi ve saldırı yaşanırken, son dönemde bu saldırılar devlet kurumlarından da gelir oldu. Başını Zafer Partisi’nin çektiği ırkçı dalganın iktidar ve kimi muhalif kesimlere de sıçraması sonucu mülteci karşıtlığı resmi bir politika halini aldı. Mültecilere karşı artan bu saldırılar son dönemde devlet kurumlarına sirayet ederken, geri gönderme merkezleri adeta toplama kamplarına dönüştü. 23 Haziran gecesi İzmir Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) mültecilerin çığlıkları ile başlayan olaylar sonrası 226 göçmen zorla sınır dışı edildi. Bu merkez daha öncede defalarca mültecilere yönelik işkence ve zorla gönüllü geri dönüş evrakı imzalatma ile gündeme geldi. OSMANİYE VE VAN’DA SALDIRI Bu olayın ardından 2 Temmuz’da Osmaniye’de GGM’den kaçan göçmenlerin yerel halk tarafından darp edildiği görüntüler sanal medyaya düştü. Görüntülerde ağır yaralanan mültecilerde bulunurken şehirde adeta bir ‘cadı avı’ başlatıldı. Hemen ardından ise 4 Temmuz’da Van Saray ilçesinde içerisinde mültecilerin bulunduğu bir otobüs korucular tarafından tarandı. Bu saldırıda 1 çocuk ölürken, 13 kişi yaralandı. Uzun zamandır sivil faşistlerin hedefinde olan mülteciler iktidarın politikaları ve yaşanan ekonomik krizin sorumlusu olarak görülmeye başlandı. ‘BİLİNÇLİ BİR TERCİH’ İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi Duygu İnegöllü, mülteci politikalarını ve mültecilere yönelik yaşanan hak ihlallerini değerlendirdi. İktidar ve muhalefetin mülteci sorununu bilinçli olarak yönetmediğini kaydeden İnegöllü, milyonlarca insanın kayıtsız, kimliksiz, sömürüye açık bir pozisyonda olmasından herkesin memnun olduğunu dile getirdi. Özellikle işçi eylemlerinin görünür olduğu bir dönemde mülteci nefretinin büyütüldüğünü belirten İnegöllü, “Çünkü işçilerin sorunlarının konuşulmaması gerekiyordu. Konuşulacak yeni bir nefret noktası aranıyordu. Onlarda mültecileri seçtiler” dedi. GGM’LERDE HAK İHLALLERİ Geri Gönderme Merkezleri’nde yaşanan hak ihlallerine değinen İnegöllü, GGM’lerin suçluların tutulduğu bir yer değil vize süresi dolmuş olan ya da hiç vize almadan Türkiye’ye giren mültecilerin tutulduğu bir yer olduğunu dile getirdi. Bunların ise idari kabahat olarak değerlendirildiğini kaydeden İnegöllü, “Mülteciler haklarında sadece idari bir işlem yapıldığı için buradadırlar. Dolayısıyla avukatların buraya girmeleri de engellenemez. Dolayısıyla ‘En tehlikeli suçluların’ tutulduğu cezaevlerinde bile bayram, hafta sonu, gece avukat içeriye girer ve müvekkiliyle görüşür. Fakat son olarak Harmandalı’nda yaşanan olay bu hakkın ihlal edilmesi oldu. Orada bu insanlar sanki suçluymuş hatta insan bile değilmiş gibi bir muamele var” diye belirtti. AİLELER KORKUYOR Harmandalı GGM’den sınır dışı edilen 226 mültecinin ailelerinde büyük bir endişenin hakim olduğunu belirten İnegöllü, ailelerin sınır dışı edilenlerin bir kısmından hala haber alınamadığını aktardı. Çocuklarını sert bir mücadeleye girişecek ailelerin statüsünü kaybedebileceğini söyleyen İnegöllü, “En basit bir eyleme katıldığı için bile birkaç mülteci Geri Gönderme Merkezleri’ne alındı, sınır dışı tehdidi çekildi. Bunu gören bir mültecinin direniş gösterebilmesi de çok zor oluyor. Beklentimiz geri gönderilen kişilerin hayatlarını kaybetmemesi ve bize ulaşması” diye belirtti. ZORLA SINIR DIŞI İzmir Barosu olarak kurdukları komisyonda mültecilere adli yardım dahil destekte bulunduklarını dile getiren İnegöllü, bu komisyona çok fazla hak ihlali başvurusu geldiğini kaydetti. “Buraya düşen mesajları görseniz kanınız donar” diyen İnegöllü, “Çok yakın bir tarihte bir avukat ‘Ben kişiyle görüştüm. Davasını açtım. Buna dair bilgilendirmeyi İl Göç İdaresi’ne yolladım. Ama müvekkilim sınır dışı edilmiş’ yazdı. Normalde bu bilgilendirmeyi yolladığınız anda sınır dışı işlemi durur. Başka bir avukat arkadaşımızın müvekkilinin zorla sınır dışı edildiği ve kendisine ‘hani sınır dışı edilmeyecektim. Ben şimdi burada ne yapacağım’ diye mail atmış. Bunun gibi sayısız olayla karşılaşıyoruz” ifadelerini kullandı. AFGANİSTAN’IN DURUMU Özellikle Suriye uyrukluların sınır dışı edilmesinin mümkün olmamasına rağmen gönüllü geri dönüş belgesi imzalatıldığını aktaran İnegöllü, GGM’lerde dayatılan zorlu koşullara karşı mültecilerin bu evrakları imzalamak zorunda kaldığını söyledi. Afganistanlılar için ise durumun farklı olduğunu dile getiren İnegöllü, şöyle devam etti: “Afganistanlılar için uluslararası koruma statüsü geçerli olduğu için bire bir mülakatlara alınıyorlar. Kişinin ülkesinde zarar görüp görmeyeceğine karar veriliyor. Diyelim ki bir kişi Afganistan’dan geldi. Hazara etnik kökenli olduğu için Taliban tarafından öldürülebileceğini söyledi. Hazaralar Şii ve azınlık bir grup oldukları için risk altındadırlar. Ya da Afganistan işgal altındayken çeşitli ülkelerin kuruluşlarında çalışan herkes ‘vatan haini’ ilan edildi. Yine kız çocuklarının risk altında olmadığı iddia bile edilemez. Böyle bir ortamda Afganistan’ın güvenli olduğunu iddia edemeyiz. Aslında birçok ırkçı da Afganistan’ın iyi bir yer olduğunu kabul etmiyor. Ama ‘bize ne. Kapımızın önünde ölsün. Ama ülkemize girmesin’ diyorlar. Böyle bir dünya mümkün değil.” GERİ KABUL ANLAŞMASI Avrupa ile yapılan geri kabul anlaşmalarının insani ve hukuki olmadığını da sözlerine ekleyen İnegöllü, “Kelle başı fon karşılığı mülteci tutma anlaşmalarını bırakın. İnsanlar istedikleri ülkeye göçme hakkına sahipler. Zaten bu insanların ülkelerinde doğan birçok sorunun sorumlusu Avrupa ülkeleri ve Amerika’dır. Bu ülkeler yarattıkları sorunla yüzleşecekler. Kalmak isteyen kalsın. Ama birçoğunun niyeti Türkiye’yi transit geçmek. Fakat Türkiye’yi, Avrupa ülkelerinin zenginliklerinin bölüşülmemesi için asker ilan edilip mülteci hapishanesi haline getirdiler. Yunanistan da jandarması oldu. İki ülke mültecileri bu tarafta tutmaya çalışıyor. Bir ülke olarak görevimiz bu olmamalı” dedi. KAYIT ALINMIYOR İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada göçmenlerin belirli mahallelere kayıt yaptıramayacak olmasına da değinen İnegöllü, “Çok uzun süredir mültecilerin birçok şehirde geçici kimlik ve yerleşim başvurusu yapmaları uygun bulunmuyor. Başvuru yapsalar bile başka illere yönlendiriliyorlar. İzmir, Ankara ve İstanbul çok uzun süredir mülteci kabul etmiyor. Kurallar o kadar sert ki örneğin Isparta ilinde başvuru yapıp kimliğini alan bir mülteci bir yan ile bile izin almadan geçemez. Geçtiği anda başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına karar verilir. Son kararla bunu mahalle mahalle yapıyorlar. Orada ikamet edemeyeceksin diyorlar. Birçok insanın zaten kurulu düzeni var. Birbirleriyle dayanışma içinde olmaya çalışıyorlar. Bunun önüne geçilmiş olacak” diye aktardı. GÜVENLİK GÖREVLİSİNİ GEÇEMİYORLAR Kayıt işinin kolaylaştırılması gerektiğini insanları kayıtsızlığa iten sisteme son verilmesi gerektiğini vurgulayan İnegöllü, “Mülteciler kapıda kimlik için yalvarıyor. Daha kapıda özel güvenlik ‘Kimlik yok’ diyerek gönderiyor. Özel güvenlik görevlisini geçemiyorsunuz, bir yetkiliyle muhatap olamıyorsunuz. İzmir Barosu’nun son altı aydır yaptığı avukat atamaları buna ilişkin. İnsanlar uluslararası koruma başvurusu yapmaya çalışmış ama başvuruları alınmamış. ‘Avukatla birlikte gidebilir miyiz?’ diye başvuruyorlar. Avukatlar sadece onlara eşlik ederek dilekçelerinin evrak kayıttan geçmesini sağlıyor. Zaten avukat olarak yapılabilecek bir işlem değil, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak. Ama bu kadar basit bir işlem bile yapılmıyor. Bu kayıtsızlığa ve güvenlik sorununa neden oluyor” diye konuştu. MA / Tolga Güney 

En az 10 karakter gerekli