DOLAR 17,9070 -0.02%
EURO 18,5253 1.27%
ALTIN 1.034,870,14
BITCOIN 4276523,29%
Diyarbakır
36°

AÇIK

20:18

AKŞAM'A KALAN SÜRE

İnsan hakları ve hukuk örgütleri: İmralı’da izolasyon devam ediyor
  • Rojev
  • Güncel
  • İnsan hakları ve hukuk örgütleri: İmralı’da izolasyon devam ediyor

İnsan hakları ve hukuk örgütleri: İmralı’da izolasyon devam ediyor

“İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” kapsamında Diyarbakır ve Van’da açıklama yapan insan hakları ve hukuk örgütleri, işkence yasağına rağmen İmralı Adası’nda izalasyonun devam ettiğine dikkat çekti.

ABONE OL
Haziran 26, 2022 16:00
İnsan hakları ve hukuk örgütleri: İmralı’da izolasyon devam ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DİYARBAKIR/VAN – “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” kapsamında Diyarbakır ve Van’da açıklama yapan insan hakları ve hukuk örgütleri, işkence yasağına rağmen İmralı Adası’nda izalasyonun devam ettiğine dikkat çekti.  İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Diyarbakır Barosu ve Diyarbakır Tabip Odası, “İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” kapsamında Bağlar ilçesi Koşuyolu Parkı’nda bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yaptı. TİHV Diyarbakır Temsilcisi Murat Aba, 26 Haziran 1987’de “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürürlüğe konulmasının ardından 1997 yılında İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nün ilan edildiğini söyledi.  Türkiye’nin sözleşmenin imzacısı olduğuna dikkat çeken Aba, “İnsanın sahip olduğu onur ve değeri korumak için işkenceyi mutlak olarak yasaklamaktadır. Bu açık ve net belirlemeye karşın maalesef işkence, hâlen dünyanın pek çok ülkesinde devletler tarafından bir cezalandırma aracı olarak kullanılmaktadır” dedi.  İŞKENCE SİSTEMATİK PRATİĞE DÖNÜŞTÜ  Türkiye’nin “İşkenceye Karşı Sözleşme”yi 1988 yılında kabul ettiğinin altını çizen Aba, buna ilişkin yapılan yasal düzenlemelerde işkencenin yasaklandığını ifade etti. Aba, “Ancak ülkemizde işkence ve diğer kötü muamele sadece darbe döneminde değil, nerdeyse her dönemde varlığını sürdüren sistematik bir pratiğe dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.  Mutlak yasağa ve insanlığa karşı bir suç olma vasfına rağmen işkence ve kötü muamelenin Türkiye’nin en başat insan hakları sorunu olarak varlığını sürdürdüğünün dile getiren Aba, “Bu alandaki veriler ‘İşkenceye sıfır tolerans’ sözünün tarihsel ve olgusal olarak sadece bir propaganda söylemi olduğunu göstermektedir” diye konuştu. Güvenlik eksenli yönetim anlayışı ve yetkililerin işkenceyi teşvik eden söylemleri ve cezasızlık politikası sonucu resmi gözaltı merkezlerinde işkence insanlık dışı ve kötü muamele yasağını ihlal edici uygulamaların tüm vahameti ile devam ettiğini vurgulayan Aba, “Kolluğun, barışçıl toplanma ve gösterilere keyfi ve orantısız müdahalede bulunulması, hukuk dışı alıkoyma sırasında işkence ve kötü muamele vakalarında artışlar yaşanmaktadır. Kolluk güçlerinin, evrensel hukukta ve ülke yasalarında tanımlanan zor kullanma yetkisinin çok ötesine geçen kural dışı, denetlenmeyen, cezalandırılmayan, iktidar tarafından görmezden gelinen hatta kimi söylemlerle teşvik edilen bu şiddeti sıradanlaşmış, gündelik yaşamın bir parçası haline gelmiştir” diye belirtti.  İMRALI’DA İZOLASYON  Yıl içinde yaşanan işkence ve kötü muamele örneklerini sıralayan Aba, “Yakın tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlallerinden biri olan, insanlığa karşı suç niteliğindeki zorla kaçırma/kaybetme vakalarında OHAL’in ilan edildiği 2016 yılından bu yana yeniden bir artış görülmesi son derece endişe vericidir. Türkiye’de ceza infaz kurumları, her dönem işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarının yaşandığı mekânlar olmuştur. Özelliklede 2015 Temmuz’unda Türkiye’nin yeniden çatışma ortamına girmesiyle başlayan, daha sonra darbe girişiminin bastırılması ve ardından OHAL ilan edilmesiyle devam ederek günümüze varan süreçte hapishanelerde tutuklu ve hükümlülere yönelik işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında artışlar yaşanmaktadır. Diğer yandan var olan yapısal sorunlar, etkin ve bağımsız izleme mekanizmalarının bulunmamasının yanı sıra Covid-19 salgını gerekçesiyle yapılan kısıtlamalar ve alınan tedbirler hep birlikte değerlendirildiğinde hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri iyice görünmez hale gelmiştir. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) raporlarında da yer verildiği üzere İmralı Hapishanesinde uygulanan izolasyon hala devam etmektedir” şeklinde konuştu.  ‘CEZASIZLIĞA SON VERİLMELİ’ Yıllardır işkencenin önlenmesine yönelik taleplerini haykırdıklarını vurgulayan Aba, taleplerini şöyle sıraladı: “İşkencenin ülkemizde bu boyutta olmasının en temel nedeni işkence yasağının mutlak niteliğiyle bağdaşmayan çok ciddi bir cezasızlık kültürünün varlığıdır. Her şeyden önce sıradan bir kural haline getirilmeye çalışılan cezasızlık politikalarına son verilmelidir. Her düzeyde yetkililer işkenceyi ve işkenceciyi öven, teşvik eden söylemlerden vazgeçmeli, uluslararası mekanizmaların tavsiyeleri doğrultusunda işkence uygulamaları kamuya açık bir şekilde kesin olarak kınanmalıdır. Gözaltı koşullarında usul güvenceleri eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Gözaltı süreleri kısaltılmalıdır. Mevcut Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) kaldırılmalı, BM İşkenceye Karşı Sözleşmeye ek Protokol (OPCAT) ve BM Paris Prensiplerine uygun tümüyle bağımsız yeni bir ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır. Kolluk Gözetim Komisyonu tarafsız ve bağımsız hale getirilmelidir. İşkencenin belgelenmesi ve raporlandırılması bir BM belgesi olan ‘İstanbul Protokolü’ ilkelerine göre yapılmalıdır. İşkenceye ilişkin iddialar hızlı, etkin, tarafsız bir şekilde soruşturulmalı, bağımsız heyetlerce araştırılmalı, adli yargılama süreçlerinin her aşamasında uluslararası etik ve hukuk kurallarına uygun davranılmalıdır. Hapishaneler insan hakları ve hukuk örgütlerinin denetimine açılmalıdır. CPT raporlarının tümü açıklanmalı ve tüm tavsiyelere uyulmalıdır.” VAN Van’da da insan hakları ve hukuk örgütleri İHD Van Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “İşkencesiz bir dünya mümkün” yazılı pankart asıldı. Açıklamayı okuyan TİHV Van Temsilcisi Sevim Çiçek, dayanışma gününün hem dünyada hem de Türkiye’de insan hakları savunucuları açısından özel ve önemli bir gün olduğunu söyledi. Kolluk güçlerinin iktidardan aldıkları güçle başvurduğu şiddete dikkat çeken Çiçek, haklarını arayan insan hakları savunucularının, kadınların, işçilerin, yaşam savunucuların, siyasi parti üye ve yöneticilerinin, meslek örgütü yöneticilerinin kolluğun şiddetine maruz kaldığını dile getirdi.  ‘İŞKENCESİZ BİR DÜNYA MÜMKÜN’ Tüm toplumun insanlık onuruna sahip çıkması ve işkenceyi önleme sorumluluğunun olduğuna vurgu yapan Çiçek, işkencesiz bir Türkiye ve dünya için mücadele etmeye, işkenceye maruz kalanlarla dayanışma içerisinde olacaklarını belirtti.  

En az 10 karakter gerekli