Bakanlıktan ‘hasta tutuklular’ genelgesi: Seçim öncesi algı yaratılıyor
  • Rojev
  • Güncel
  • Bakanlıktan ‘hasta tutuklular’ genelgesi: Seçim öncesi algı yaratılıyor

Bakanlıktan ‘hasta tutuklular’ genelgesi: Seçim öncesi algı yaratılıyor

Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklulara ilişkin yayınladığı genelgenin şimdiye kadar bir karşılığının olmadığını söyleyen Avukat Yusuf Çakas, tek yetkilinin ATK olduğu ve “Terörle Mücadele Kanunu” ile “İnfaz Kanunu” olduğu sürece çözümün de olmayacağını belirtti.

ABONE OL
Ocak 17, 2023 06:30
Bakanlıktan ‘hasta tutuklular’ genelgesi: Seçim öncesi algı yaratılıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL
AMED – Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklulara ilişkin yayınladığı genelgenin şimdiye kadar bir karşılığının olmadığını söyleyen Avukat Yusuf Çakas, tek yetkilinin ATK olduğu ve “Terörle Mücadele Kanunu” ile “İnfaz Kanunu” olduğu sürece çözümün de olmayacağını belirtti. 
 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın imzasıyla, 3 Ocak’ta “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” başlıklı bir genelge yayımlandı. Bütün Ceza İşleri Genel Müdürlüğü kurumlarına gönderilen 8 maddelik genelgede, Anayasa’nın 104’üncü maddesi kapsamında “cezaları hafifletme veya kaldırma yetkisine” ilişkin işlemlerin, hükümlülerin talebi olmadan resen de başlatılabileceği kaydedildi. Ancak genelgesinin şimdiye kadar fiiliyatta bir karşılığı olmadı.
 
Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) yöneticisi aynı zamanda Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Hapishane Komisyonu Eşsözcüsü Avukat Yusuf Çakas, genelgeye dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
ATK AŞILSA DA GEREKÇE BİTMEZ 
 
Mevcut ceza infaz rejimi mevzuatı ve cezaevlerinin fiziki yapısından kaynaklı hiç kimsenin dışarıya sağlıklı çıkamayacağını belirten Çakas, “Öncelikle karşımızda bakanlığa bağlı Adli Tıp Kurumu (ATK) gibi politik bir kurum var. Bu kurumdan ‘cezaevinde kalamaz’ raporu almak imkânsıza yakın bir durum. Hasbelkader bir rapor alsanız bile infaz kanununda ‘toplum güvenliği’ gerekçesiyle tahliye edilmeme durumu söz konusu” dedi. 
 
ÇÖZÜM GETİRMİYOR
 
Bakanlığın yayınladığı genelgenin halihazırda Cumhurbaşkanı’nın elinde olan yetkinin bir tekrarı olduğunu vurgulayan Çakas, “’Cezaevinde kalamaz’ raporu veren kurum yine ATK olacak ve bugüne kadar kuruma yönelik yaptığımız hiçbir eleştiriye cevap olunmadığını görüyoruz. ATK yine tek yetkili kurum olarak karşımıza çıkıyor. Bunun dışında ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verilen kişinin ‘mesleğini, ailesini ve şahsi durumunu araştırır raporu’nun sağlıkla alakası nedir? Bunun bir izahı yoktur. Aslında bir önceki düzenlemede olan ‘toplum güvenliği’ gibi keyfi uygulamaların karşımıza çıkmasıdır. Genelgeyi şöyle okuyoruz; Bütün yetkinin Cumhurbaşkanlığı’na verilmesi, ATK’nin yine yetkili muhatap olması ve yine ‘toplum güvenliği’ gerekçesi adı altında aile, şahsi ve toplumsal mesleği durumunun araştırılması bir sonuca götürmeyecektir. Bu genelgenin, hasta tutsakların gerek tedavileri gerekse yaşamını yitirmesine dair hiçbir şekilde cevap olmadığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.
 
POLİTİK YAKLAŞILIYOR 
 
Genelgenin yayınlanmasının ardından herhangi bir hasta tutuklunun tahliye edilme durumunun yaşanmadığına da dikkati çeken Çakas, “Bugün yanı başımızda Mehmet Emin Özkan hala cezaevindeyse aslında bu genelgenin hiçbir şeye cevap olamayacağı nettir. Biz yine taleplerimizi sıralayalım. Bu iş tıbbi bilimsel bir meseledir o yüzden tıbbi bilimsel bir meselede öncellikle bu meselenin çözümü tarafsız ve bağımsız bilim insanlarına devredilmelidir. Aksi durumda genelgenin bizim taleplerimizi karşılamayacağını, farklı bir amaçla çıkarıldığı tartışması doğacaktır. İnfaz kanununda yapılan değişiklikte bir ‘kurul’ oluşturuldu. Bu kurulla cezaevinde ‘iyi halli’ olup olmadığına bakmıyor, iç dünyasına, politik, ruh ve ailevi ilişkilerine bakılarak karar veriliyor. Bir kişinin ‘iyi halli’ olup olmadığı kişinin cezaevindeki hal ve tavırlarıyla ilgili olması gerekirken, cezaevi idaresi ve savcılıklar politik yaklaşım ve fikirleriyle değerlendiriyor. Beklentimizi karşılayacak bir düzenlemenin olmadığının farkındayız. Umarız yanılırız. Umarım en yakın zamanda yüzlerce hasta tutsağın infazı durdurulur ve tedavi olmaları için dışarıya çıkmaları sağlanır. Mevcut haliyle bu genelgenin bir sonuç vermeyeceği noktasında kanaatimiz tamdır” diye belirtti. 
 
SOMUT ÖRNEKLER
 
Tek yetkili hale getirilen ATK’nin geçmiş pratiklerinden örnekler veren ve en son cezaevinde yaşamını yitiren Halil Güneş’e “cezaevinde kalabilir” raporu verildiğini hatırlatan Çakas, şöyle dedi: “ATK’nin ısrarla hasta tutsaklara ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiğini görüyoruz. Bunun bir diğer örneği de hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, tek başına cezaevinde kalamayacağı, artık ailesini bile hatırlamadığı ve kişisel ihtiyaçlarını dahi gideremediği bu kadar ortadayken, ATK’nin verdiği rapor kimseyi ikna edemez. Bilimsel raporların verilebilmesi için gerçekten dosyaların üstünde kişinin hangi suçtan yattığı ibarelerinin yazmadığı ATK üyelerinin yerine bu işi takip edecek bilimsel tarafsız kurumların bulunduğu kişinin dosyasıyla aldığı cezayla ilgilenmeyen sağlık durumuyla ilgilenen bir heyetin olması gerekiyor. Yoksa dosyaların başına ‘terör’ yazıp yollarsanız, güvenlikçi politikaların esas alındığı bu dönemde hiçbir ATK, ‘örgüt üyeliği ve örgüt suçları’ndan yatan birine cezaevinde kalamaz raporu veremez. Verirse bile hem önceki infaz düzenlemesi ve toplum güvenliği hem de şimdiki düzenlemede ‘ailevi, şahsi ve toplumsal durumunun araştırılması’ meselesi olduğu sürece cezaevlerinde ölümler yaşanmaya devam edecektir.” 
 
MİLLİYETÇİ VE GÜVENLİKÇİ REFLEKS
 
Cezaevlerinde yüzlerce, binlerce teşhisi yapılmayan hasta tutuklunun olduğunu ve çoğu zaman koşullardan kaynaklı hastanelere gitmek istemediklerini sözlerine ekleyen Çakas, “Hasta tutsakların buradan İstanbul’a hangi koşullarda ATK ve hastanelere götürüldükleri açık bir şekilde ortada. Aç ve susuz bir şekilde yollarda süründürülmesi söz konusu. ATK’nin bu derde deva olmayacağı çok net bir şekilde ortada. Bu derdin çözümü tümden bir düzenlemedir. Öncelikli talebimiz ağır hasta tutsakların, kayıtsız, şartsız ve pazarlıksız serbest bırakılmalarıdır. Ağır hasta tutuklular serbest bırakıldıktan sonra, kanuni düzenlemeler ve ceza infaz rejimi tartışılabilir. Önümüzde, ‘terörle mücadele’ ve ‘infaz kanunu’ gibi kötü yasalar, kanunlar var. Bunun dışında milliyetçi ve güvenlikçi reflekslerle hareket eden bir devlet aygıtı var. Tüm bu hususları bir araya getirdiğimizde cezaevlerinden ne bekliyoruz? Hastalık ve ölüm dışında bir şey beklenilmez.” 
 
BAKAKNLIK ALGI YARATIYOR
 
Cezaevlerinin koşul ve yapısından kaynaklı hastalık saçtığını ifade eden Çakas, sözlerini şöyle tamamladı: “Antalya Manavgat’ta S Tipleri ve Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz kurumları açılmış. Tutsaklar havalandırmaya çıkamıyor, sohbet edemiyorlar. Toplu hiçbir faaliyet yok. Hepsi tek başına kalıyor. Ereğli ve Dumlu cezaevlerinde de aynı durum söz konusu. Tutuklular yeni cezaevlerinin ‘F tiplerine’ rahmet okuttuğunu söylüyor. Aslında sistem, kanuni düzenlemeler ve fiziki yapılar koordineli olarak hastalık üretmeye meyilli bir yapıda. Sağlıksız koşullarda cezaevlerinde tutulup, ağız içi arama muayeneleriyle hastane sevkleri engellenenler, kelepçeli muayenelerle tedavileri engellenen hasta tutsaklar için bu tarz genelgelerin bir sonuç doğurmayacağını çok iyi biliyoruz. Bu genelgenin yaptığı tek şey kamuoyunda hasta tutuklar için bir çalışma yürütüldüğü algısı yaratmak. Her seçim ve siyasal süreçten önce hasta tutsakların yaşam hakkının bir pazarlık konusu yapıldığını görüyoruz. Siz eğer hasta tutsakların yaşam haklarını pazarlık konusu yaparsanız elinizde böyle uyduruk genelgelerle hiçbir sonuç almayacağınız yöntemlerle karşı karşıya gelirsiniz.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.