DOLAR 17,9331 -0.03%
EURO 18,4099 -0.71%
ALTIN 1.038,510,60
BITCOIN 441556-0,53%
Diyarbakır
34°

AÇIK

13:14

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Admin

Admin

22 Temmuz 2022 Cuma

Basın Demokratik Bir Topluma En İyi Nasıl Hizmet Edebilir?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

1940’larda bir akademisyenler paneli, habercilikte hakikat, fikirlerin pazar yeri ve özgür ve sorumlu bir basının sürdürülmesi konusunda mücadele etti. Onların müzakereleri her zamankinden daha alakalı.

Michael Luo tarafından11 Temmuz 2020

15 Aralık 1943’te bir grup akademisyen ve politika yapıcı ilk kez New York’taki Üniversite Kulübünde toplandı. Luce’un ilk fikri, Chicago Üniversitesi’nin felsefe bölümüne kaydolmaktı, ancak Hutchins farklı bir yöne gitti ve çeşitli disiplinlerden armatürleri seçti. Grup, ilahiyatçı ve ahlakçı Reinhold Niebuhr’u; ülkenin önde gelen siyaset bilimcilerinden Charles E. Merriam; Harvard tarihçisi Arthur M. Schlesinger, Sr.; Kongre kütüphanecisi ve Pulitzer ödüllü şair Archibald MacLeish; ve ünlü bir din filozofu olan William Ernest Hocking. Hiçbiri gazeteci değildi; Hutchins, endüstrinin yabancılar tarafından kazılması gerektiğine inanıyordu. Hutchins’in Basın Özgürlüğü Komisyonu olarak adlandırdığı on üç Amerikalı ve dört uluslararası danışman, Amerikan gazeteciliğini değerlendirmek için yaklaşık üç yıl harcayacaktı. Hutchins bir ilkeler açıklamasında onlara amaçlarının üç soruyu yanıtlamak olduğunu söyledi: “Hangi toplumu istiyoruz? Bizim neyimiz var? Basın nasıl olabilir. . . istediğimizi elde etmek için kullanılır mı?” “ Eleştirmenlerin Aristokrasisi: Luce, Hutchins, Niebuhr ve Basın Özgürlüğünü Yeniden Tanımlayan Komite ” (Yale), Las Vegas’taki Nevada Üniversitesi’nde gazetecilik profesörü Stephen Bates, panelin müzakerelerini yeniden yaratıyor. Avrupa’da faşizm ilerledikçe, evde özgürlüklerin tehlikeye girdiğine dair elle tutulur bir his vardı;

Times’da yayınlanan bir makaledeFranklin D. Roosevelt’in Başkan Yardımcısı Henry A. Wallace, faşizmi “bulaşıcı bir hastalık” ile karşılaştırdı ve “kamuya açık bilgi kanallarının kasıtlı, sistematik zehirlenmesine” karşı uyardı. Komisyon üyeleri, Amerikan toplumundaki bölünme güçleri, aşiretçiliğin siyasi tartışmaları çarpıtma gücü ve basının anlaşmazlığı kışkırtmadaki rolü konusunda endişeliydi. Columbia Üniversitesi ekonomisti John M. Clark, Amerikalıların “farklı gerçek ve yargı dünyalarında” yaşadıklarını söyledi. Din filozofu Hocking, bir yayının ve okuyucularının öfke dolu, kendi kendini güçlendiren ve kârlı kapalı bir sistem yaratabileceğini düşündü; Bir başka komisyon üyesi, Hunter College başkanı George Shuster, tek taraflı bir basının “evi paramparça edebileceği” konusunda uyardı.

Devamını Oku

Vasi ve avukatlarından görüş başvurusu

Vasi ve avukatlarından görüş başvurusu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSTANBUL – Öcalan’ın aile, vasi ve avukatları, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne görüşme başvurusu yaptı. İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan ve kendisinden 15 aydır haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan avukatları, aile ve vasisi, görüşme başvurusunda bulundu. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Cengiz Yürekli, Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ve vasisi Mazlum Dinç ile diğer tutuklular Ömer Hayri Konar’ın kardeşi Ali Konar, Hamili Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ve Veysi Aktaş’ın kardeşi Melihe Çetin, 9 ve 15 Temmuz tarihleri arasında bayram görüşü için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.  HABER ALINAMIYOR Avukatlar, müvekkilleri Abdullah Öcalan’la görüşmek için haftada iki kez olmak üzere yaptığı başvurulara olumlu ya da olumsuz bir yanıtın verilmemesi nedeniyle, 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulunmuştu. Hakimlik, görüşmeye engel olarak Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi. AİLE GÖRÜŞÜ ENGELLENİYOR Aile görüş yasağı, 18 Kasım 2021’de son bulmasına rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı görüş başvurularına herhangi bir yanıtın verilmemesi üzerine avukatlar, 28 Mart’ta bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulunarak, aile ziyaretleri önündeki hukuka aykırı tüm engellerin kaldırılması ve aile görüşünün yapılmasını talep etti. 29 Mart’ta yanıt veren hakimlik, başvuruyu reddetti. Hakimlik ret gerekçesinde, Öcalan hakkında yeniden verilmiş bir disiplin cezasının olduğunu, bu nedenle görüşmenin olamayacağını ileri sürdü. Hakimliğin ret kararında, “Bütün başvurucular hakkında İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı tarafından 3 Şubat 2022 tarihinde disiplin cezası olarak 3 ay aile ziyaretinden yoksun bırakma cezası verildiği ve 21 Şubat’ta kesinleştiği gerekçesiyle talep reddedildi” denildi. GÖRÜŞ ENGELİ AYM’YE TAŞINDI Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrasında 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”’ya dikkati çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti. FİİLİ UYGULAMA Asrın Hukuk Bürosu avukatları geçtiğimiz günlerde de 3 Şubat 2022 tarihinde müvekkillerine disiplin cezası iddiasıyla verilen 3 aylık aile görüş yasağının 7 Haziran tarihinde sona ermesinden dolayı Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvurdu. Avukatlar, yaptıkları başvuruda disiplin cezası süresinin bittiğini, bundan kaynaklı da aile görüşleri için koyulan tüm engellerin kaldırılmasını ve varsa yeni disiplin cezalarının taraflarına iletilmesini talep etti. Avukatların yaptığı bu başvuruya bir gün sonra cevap veren İnfaz Hakimliği, disiplin cezalarının fiili olarak halen sürdüğünü öne sürerek avukatların başvurusunu reddetti.  İnfaz Hakimliği’nin ret kararı vermesi üzerine avukatlar, 15 Haziran tarihinde Bursa 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. YENİ DİSİPLİN CEZASI Yapılan itiraza 23 Haziran günü cevap veren mahkeme, Abdullah Öcalan ve diğer tutuklular ile ilgili İmralı Disiplin Kurulu Başkanlığı’nın 31 Mayıs günü 3 aylık yeni bir disiplin cezasının verildiğini gerekçe göstererek, itirazı reddetti.  6 AYLIK AVUKAT GÖRÜŞ YASAĞI Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de altı aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Avukat görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen avukatlar, müvekkilleri ile görüşmek için yaptıkları başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar 29 Nisan günü bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan günü hakimliğin verdiği altı aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi. SON GÖRÜŞME 15 AY ÖNCE  23 yıldır İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırılmıştı. Öcalan, dijital medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüşmüştü. Ancak Mehmet Öcalan bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurmuştu. AVUKATLAR 3 YILDIR GÖRÜŞEMİYOR  Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Newroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.  

Devamını Oku

Sırbistan’da günde yüzlerce mülteci Avrupaya kaçak giriyor.

Sırbistan’da günde yüzlerce mülteci Avrupaya kaçak giriyor.
0

BEĞENDİM

ABONE OL


Vizesiz gidilen popüler ülkeler arasında yer alan Sırbistan son zamanlarda kaçakçıların en yoğun çalıştığı yer haline geldi.

AA muhabirimiz internetten kontak kurduğu Macar ibo lakaplı kaçakçı, Korkusuzca internette reklamlar yapıyor ve herkese cevap olmaya çalışıyor. Daha önce yüzlerce kişi geçirdiğini ve 5 yıldır bu şekilde Macaristan’da çalıştığını belirten Macar İbo lakaplı kaçakçı çok çarpıcı açıklamalar yaparak, herkes bilmeli, çok mağdur olan insan var.. bunların önünü kesmek için çaba harcıyoruz ve inanılmaz bir organize olmuş durumdayız.  

Devamını Oku

Aslı Yıldırım Geride Kalanlar isimli belgesel çekimlerine başladı

Aslı Yıldırım Geride Kalanlar isimli belgesel çekimlerine başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zorunlu sebeplerden dolayı ailesini çocuklarını geride bırakıp göç etmek zorunda kalan babaları, anneleri ve geride bıraktıkları insanları konu alan belgesel çekimlerine başlanıldı.

Belgesele başlamama neden olan şey ÖZLÜ AİLESİ

Özlü ailesinin hikayesini duyduğumda ilgimi çekti ve araştırdım aileyle tanıştım ve daha sonra fark ettim ki böyle bir sürü aile var ve mağdur olan bir sürü çocuk var.

Genelde Avrupaya siyasi nedenlerden dolayı kaçıp sığınan ailelerden oluşuyor ve bir psikolog olarak bu konuyu derinlemesine işlemek istedim. 

Bugün sizlerin fikir sahibi olmanız için hazırladığım ön çalışmamı basın çalışanları için paylaşıyorum. Bu sunum teasarında Kemal ÖZLÜ ailesini işliyoruz bunun nedeni ise bunu yapmama onlar vesile oldu. Yusuf Güney ÖZLÜ en ufak çocuklarından ve onun üstünde çok duruyorum. Sizler bu mini belgeseli izlerken lütfen bu konunun hassaslığına önem verip öyle haber yapınız. Bu sanatsal bir çalışma dışında delil niteliği taşıyor ve gerektiğinde resmi mecralara sunulabilinir. 

Kemal Özlü şuan Belçika’da dört yıldır çocuklarına ulaşamıyor ve gurbette demokrasi savaşı vermektedir. Bir yönetmen olarak Belçika mülteci mahkemelerinin Kemal Özlü için gerekenin yapılıp yasal haklarına kavuşmasını çok isterim.

Devamını Oku

‘AKP-MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP’ye saldırı üzerine kuruyor’

‘AKP-MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP’ye saldırı üzerine kuruyor’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ANKARA – AKP ve MHP’nin “polise tokat” meselesi üzerinden partilerine saldırmasına yanıt veren HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “AKP ve MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP’ye saldırı üzerine kuruyor” dedi.Meclis Genel Kurulu’nda kanun teklifi görüşmeleri öncesi partilerin Grup Başkanvekili gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.İlk olarak söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, HDP’nin de içerisinde bulunduğu Gemlik için İstanbul’un Kadıköy ilçesinde yapılan eylemi hedef aldı.Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Başkanı Saliha Aydeniz’i hedef alan Dervişoğlu, “Kadıköy’deki terör propagandasını ve polisimize yapılan çirkin saldırıyı şiddetle kınıyorum. Ayrıca, bu sıradan bir provokasyon değil, cezasız bırakılmaması icap eden de bir kirli eylemdir. Yasama dokunulmazlığı, hiçbir milletvekiline milletin güvenliği için zor şartlar altında fedakârca çalışan polislerimize ve güvenlik mensuplarımıza hakaret etme ve saldırıda bulunma hakkı vermez. Huzur ve asayişimiz için çalışan evlatlarımıza fiziki müdahalede bulunarak el kaldıranlar için de gerekli adımlar derhâl atılmalıdır” dedi.Dervişoğlu, AKP’nin ekonomi politikalarını eleştirerek, devam etti.‘ŞENYAŞAR AİLESİ ADALET BEKLİYOR’Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP’li İbrahim Halil Yıldız’ın korumaları ve yakınlarının saldırısı üzerine Şenyaşar ailesinden baba Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Adil ve Celal Şenyaşar’ın katledildiğini hatırlattı. Şenyaşar ailesinin adalet nöbetinin devam ettiğini dile getiren Beştaş, “Urfa Adliyesi önündeki adalet nöbetine kararlılıkla devam ediyor ve A4 kâğıdı üzerine yazdıkları yazı sadece ‘Adalet istiyoruz’ şeklinde. Emine Şenyaşar’a kulak verelim, şöyle diyor: ‘Dört yıldır anma yapmadık, taziye daha kuramadık. Herkes yarın bizim yanımızda olsun, Fadıl’ım bırakılsın, adalet gelsin, o zaman taziye kuracağız. Ben herkes için adalet istiyorum; adalet yerini bulsun, adalet gelmeden ben buradan kalkmayacağım. Artık yeter, biz de evimizde oturmak istiyoruz. 3 kişiyi öldürdüler, oğlumu serbest bıraksınlar. Dört yıl bitti, beşinci yılına giriyor; bu zulüm artık son bulsun, çocuklarımı öldürenler yakalansın. Neden yakalanmıyorlar? Hastanede, doktorların gözü önünde insan öldürülmez. Ben hastayım, buraya zorluklarla geliyorum, öleceksem burada öleyim’ diyor Emine anne. Biz de buradan kendisine sesleniyoruz: Evet, ‘Şenyaşar ailesi için adalet’ demek, bu ülkede adalete olan güvensizliği aslında sağlayabilecek kadar önemli bir dava demek” ifadelerini kullandı.‘BİR PANKARTTAN DAHİ KORKUYORLAR’Anadolu Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde Ali İsmail Korkmaz pankartı açmak isteyen üniversite öğrencilerinin gözaltına alınmasına da değinen Beştaş, “Ali İsmail Korkmaz’ın okulunda anılması kadar normal bir şey olabilir mi? Buna bile tahammül edilemiyor, aslında bu öldürenlerin suç ortaklığıdır. En insani tepkiye bile tahammül edilemiyor, bir pankarttan dahi korkanlar bunun suç ortağıdır. Siz gençlerin festivalini, müziğini, ifade özgürlüğünü engellemekle meşgul olacağınıza Akdeniz Üniversitesinde okuyan 3 öğrencinin yurtta, 1 öğrencinin de evde şaibeli intiharlarına dair bir şey söyleyin, bir söz kurun; tarikatların elindeki bu yurtlarda gençlerin başına neler geliyor, buna dair soruşturmalar açın” diye konuştu.HEDEF GÖSTERİLMEYE TEPKİDBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in hedef alınmasına da tepki gösteren Beştaş, “Yanımda Şırnak milletvekilimiz Hüseyin Kaçmaz oturuyor. Özellikle kameralar göstersin. Bir ay oldu, kolu bandajlı. Hangi tarihte? 17 Mayıs’ta, bizim bölge konferansımızı yaptığımız gün polisin saldırısıyla parmağı kırıldı. Önce alçı yapıldı, tutmadı, sonra ağır bir ameliyat geçirdi ve şu anda sağ kolunu kullanmıyor. Neden söylüyoruz? Biz ‘Kutuplaşma olmasın, gerilim olmasın; bununla halkın gündemini meşgul etmeyelim’ diye bunu bile duyurmadık. Bu görüntüler elimizde olmasına rağmen, Vekilimiz hastanede olmasına rağmen tek birimiz bunu açıklamadık ama dünden bu yana tecride karşı yapılan bir etkinlik sebebiyle kıyamet koparılıyor. Neymiş? Diyorlar ki: ‘Vekil polise yumruk attı.’ Bu da AKP’li vekilin oğlunun polisleri sıraya dizdiği resim; bu da yine bir vekilin -kadın vekil olduğu için ismini söylemeyeyim, herkes biliyor- bir polise hakaret ettiği sıradaki görsel. Ne demeye çalışıyorum? Bize, HDP’ye bunun üzerinden saldırı için bir bahane aranıyor aslında; AKP ve MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP’ye saldırı üzerine kuruyor. Evet, bizim üzerimize saldırarak muhalefet üzerinde de baskı kurmaya çalışıyor; bunu dünyanın her yerinde, objektif bakan bir vatandaş görebilir. Biz tecride karşıyız, evet. Niye o etkinliği yapıyoruz? Çünkü bu savaştan rahatsızız, biz görüşmelerin olmasını savunuyoruz” diye belirtti.‘TECRİT BİR İŞKENCEDİR’Tecride karşı olduklarını da sözlerine ekleyen Beştaş, şöyle konuştu: “Tecrit uluslararası hukukta da Türkiye hukukunda da bir işken yöntemidir. Eğer muhalefetiyle, iktidarıyla ‘Biz işkenceyi savunuyoruz, tecridi de savunuyoruz’ diyorlarsa bunu tartışmayız, oturur konuşuruz. ‘Biz savaşı savunuyoruz, siz barışı savunamazsınız’ diyorlarsa yine siyaseten tartışırız ama bunu kriminalize ederek, sanki tecride karşı suçmuş… ‘Görüşmeler yapılsın, aile gitsin, avukat gitsin görüşsün; yaşıyor mu, ölü mü?’ Halkın talebi bu, halkımızın talebi bizim de talebimizdir; milyonlarca insan bu talebi yüksek sesle ifade ediyor. O talebi görünmez kılmak için, maalesef başka bir bahaneye sığınarak HDP’yi tekrar ötekileştirmeye çalışıyorlar; bu oyunun farkındayız, lütfen, kimse bu oyuna gelmesin.”GEZİ EYLEMLERİCumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel de Gezi eylemlerine değindi. Özel, “Gezi, bizlerin elimizin üstünde tuttuğu, ülkenin 81 ilinden 79’unda yaşanmış, milyonların düşüncelerini ifade ettiği bir protestodur. İktidar partisinin şeytanlaştırma girişimlerinin sonucunda 1 Haziran 2013 günü Kızılay’ın göbeğinde Ethem Sarısülük vurulmuştur, on dört gün yaşam mücadelesi vermiştir ve 14 Haziran 2013 günü yaşamını yitirmiştir. Ölümünün 9’uncu yılında Ethem Sarısülük’ü, Gezi sırasında yaşamını yitiren tüm vatandaşlarımızı saygıyla anıyor, acılı ailelerini bir kez daha bağrımıza basıyoruz” dedi.‘SANDIĞA KADAR ‘YA SABIR’ ÇEKİYOR’Ekonomideki krize vurgu yapan Özel, “Yıllık enflasyonu TÜİK bile yüzde 73, bağımsız ENAG yüzde 160 açıklıyor ve ekmeğin yıllık artışı yüzde 100’ken, 1 litre sütün yıllık artışı yüzde 150’yken, 1 yumurtanın yıllık artışı yüzde 100, 1 kilo tereyağınınki yüzde 77, ayçiçeği yağının yüzde 163’ken siz insanlara TÜİK’in verdiği enflasyon zammını veriyor ve onun üzerine altı ay boyunca gelen enflasyonla hâlen daha işçileri ezdiriyorsanız ve gerçek enflasyon bu rakamlarsa siz böyle konuşmaya devam edin; siz böyle konuştukça millet sizin onun derdine derman olmayı bırakın, derdine ne kadar yabancı olduğunuzu görüyor ve buna göre önüne gelecek sandığa kadar ‘Ya sabır!’ çekmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku